Arabayla Yunanistan Tatili / Dedeağaç & Kavala

Merhabalar,

Bu yazımda sizlere bu Kurban Bayramı’nda erkek arkadaşımla gittiğimiz Yunanistan seyahatinden bahsedeceğim. Biz Dedeağaç, Kavala, Halkidiki, Selanik ve Thassos Adası’na gittik fakat çok uzun olmaması için parça parça gezi notlarını paylaşacağım. Örneğin bu yazımda sadece Dedeağaç ve Kavala ile ilgili gezi notlarını bulabilirsiniz. Öncelikle biz bu tatile arabamızla çıktık. Arabayla çıkış için gerekli olan evraklara internetten bakabilirsiniz ama kısaca bahsetmem gerekirse biz arabamıza 15 günlük(minimum süre) yeşil sigorta yaptırdık, arabanın ruhsatı, ehliyet ve vizelerimizle sorunsuz bir şekilde sınır kapısından geçtik. Tabii ki sınırı geçerken harç pullarımızı almayı da unutmadık. Harç pulunu hemen sınır kapısının solunda yer alan otomattan alabilirsiniz. Nakit ve kredi kartı seçeneği var ve tanesi 150 TL. Ayrıca yeşil sigortanızı da orada yapabilirsiniz fakat biz bayramın 2. günü gittiğimiz için sıra olabileceğini düşünerek daha önceden yaptırmıştık. 15 günlük yeşil sigortanın bedeli de 47 Euroydu. Sınırı geçmeden verebileceğim son tavsiye de arabayla gidenler için yanlarına su almak olacak. Bu tavsiyem hayati önem taşıyor çünkü Türkiye’den getirdiğiniz sular hem daha lezzetli hem de daha ucuz.

Bayramın 2. günü çıktığımız tatilimizde yaklaşık 1 saat sınırda sıra bekledik. Akabinde de Türkiye’den çıktık, Yunan’a girmeden Setur Duty Free’ye bakalım dedik de her şey ateş pahasıydı. Duty freenin artık bir artısının olmadığını görmüş olduk 🙂 Duty free sonrası köprüden geçerek Yunanistan’a giriş yaptık, burada Türk askerimize de selam vermeyi unutmadık. Yunanistan’a girişimiz sorunsuz geçti, Yunan polisi hiçbir soru sormadan girişleri bastı ve yolumuza devam ettik.

İlk durağımız Dedeağaç’tı. Dedeağaç’a Egnatia Odos A2 otobanından gittik ve 1 kere gişeden geçtik. Genelde gişelerde 3 kısım oluyor. Turuncu ok işareti olan kısım geçiş kartı olanlara özel bir kısım bizim HGS gibi, sizler yeşil ok işaretli kısımlara girerek paranızı ödeyebilirsiniz bu arada dikkatimizden kaçmadı genelde tüm gişe çalışanları hep kadındı. Yolda bir tık yağmura yakalansak da moralimizi bozmadık ve Dedeağaç’a vardık. Park cezasından korktuğumuz için Kaviri isimli caddede boş bulduğumuz herhangi bir yere arabamızı park ettik. Yürüyerek de deniz fenerinin olduğu sahile ulaştık.

Dedeağaç sınıra çok yakın bir şehir bu sebeple birçok askeri yerleşke gördük. Kendi halinde, sakin bir kasaba. Burada sahil şeridinde yürüyüş yaptık fakat hava kapalı olduğu için sokaklarda pek insan yoktu. Aslında Gialos isimli restorana oturmayı hedefliyorduk fakat burada bu tarz taverna vari restoranlar öğle yemeği servisine saat 1 gibi başladıkları için restoran daha açık değildi bu sebeple biz de buranın çok eski bir köftecisi olan Kanavidis’e gittik. Burada köfteler ya da şişler taneyle satılıyor. Çok garibimize gitti 🙂 Ayrıca ekstra patates kızartması isterseniz +50 Cent. Toplamda 4 adet çöp şiş, ekstra patates kızartması, Greek Salad yedik ve bir adet 50’lik bira (Alfa) içtik. Total hesap 20 Euro civarıydı. Lezzetini beğendik zaten çok da tarihi bir yer bu sebeple öneririm. Ayrıca benim notlarımda yer alan şuralara da bakabilirsiniz: Nisiotiko Taverna ve Sarikas Taverna.

Yemek de yedikten sonra yürüyerek arabamıza ulaştık ve bir sonraki durağımız olan Kavala’ya doğru yola çıktık. Bu arada Dedeağaç’ta Penti’nin mağazasını gördüm, buradan Penti’yi tebrik ederim, bizleri gururlandırdı.

Kavala’da Hotel Europa’da kaldık, normal ve temiz bir pansiyondu. Şehir merkezine yakınlığı yürüyerek 15-20 dakika arasındaydı. Arabamızı otelin sokağına park ederek şehri dolaşmaya başladık.

Eski şehir yani old town Panagia’ya yürürken “180° sun & lounge” isimli kafeye uğrayarak Frappe içtik ve 6 Euro para verdik, daha sonrasında Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın evine ve heykeline doğru yürüdük, Halil Bey Camisi’ni gördük. Fakat saat 17.00’den sonra gittiğimiz için her yer kapalıydı, hiçbir tarihi yerin içini göremedik. Ayrıca İmaret’in önünden geçtik ve Meryem Ana Dormition Kutsal Kilisesi’nin avlusundan deniz manzarasına baktık. Kavala’nın sokakları aynı Balat sokakları gibi, tarihi dokuyu bozmamışlar bu durum da çok hoşumuza gitti. Gün batımını izlemek ve bir şeyler içmek için de “Ώχρα coffee n drinks” isimli kafeye oturduk. 2 adet margarita söyledik ve 16 Euro para verdik. Manzarası çok güzeldi, mutlaka oturup bir şeyler içmelisiniz burada.

Kavala’da akşam yemeği için “Απίκο Τσιπουράδικο” isimli restoranı tercih ettik. Birkaç meze ve ara sıcak söyledik, uzo olarak da Kavala’nın yerel uzosun olan aşağıdakini söyledik. İçimi vs gayet güzeldi, bizden tam puan aldı. Hesap da yaklaşık 45 Euro geldi.

Yemekten sonra da tıpış tıpış otelimize yürüyerek odamıza ulaştık ve uykuya daldık.

Yunanistan’ı ilk günden çokça beğendik, bir sonraki yazıda maceralarımız devam edecek.

Takipte kalın!

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑