Aşkı bulacağınız bir şehir: Portofino

Merhabalar,

İtalya serisine tam gaz devam ederken bu yazımda sizlere İtalya’nın belki de en meşhur kasabası olan Portofino’dan bahsedeceğim. Portofino gerçekten de masalsı bir kasaba. Yolu düşen herkes en azından bir kere de olsa burayı görmeli, fakat gidilecekse bence denize girilebilecek bir mevsimde gidilmeli çünkü aslında Portofino’nun içinde çok da bir olay yok. Asıl olay koyları ve denizi…

Biz Portofino’ya kiraladığımız arabayla gitmek istemedik, iyi ki de gitmemişiz çünkü yolları çok dar. Bildiğim kadarıyla da genellikle şehir merkezine sadece orada konaklayan kişilerin arabası girebiliyor bu sebeple benim size tavsiyem arabayı yakın bir kasabaya bırakarak buraya otobüs ya da ferry ile gitmeniz. Biz arabamızı Santa Margherita Ligure’ye bıraktık. Burada da şansımızı konuşturarak bedava park yeri bulduk. Hemen size konumunu söylüyorum. Bizim gördüğümüz bedava 2 park yeri vardı. Bu 2 yere mutlaka bakın: Piazzale Giovanni Falcone e Paolo Borsellino ile Parcheggio di via Floria. Biz ilkinde yer bulamazsak da ikinci park yerinde beyaz park yeri bulduk ve hemen arabamızı park ettik. Buradan da şehir merkezine 15 dakikada yürüdük. Sizinle yaptığımız bir hatayı sizin de yapmamanız için paylaşmak isterim biz Portofino’ya giden otobüs için sahildeki durakta beklemeye başladık. Durağın içerisinde de bileti fiziksel olarak satın alabileceğimiz bir gişe vardı. Buradan biletlerimizi bir güzel aldık ve sıcakta beklemeye başladık. Fakat otobüs asla gelmiyordu. Aşırı bir kuyruk oldu ve en az 1 saat otobüsü bekledik. Gelen otobüsler ise çok dolu geldiği için bizi alamadan gidiyorlardı. Sonra erkek arkadaşım gişedeki kadına bu otobüslerin ilk kalktığı yeri sordu. Meğer otobüsler önce tren istasyonunda kalkıyormuş (zaten burada ağzına kadar doluyor) sonra da eğer otobüste yer varsa (ki genelde aşırı dolu oluyor) bizim beklediğimiz durağa uğruyormuş. Bu sebeple siz siz olun direk tren istasyonundan otobüse binin. Hatta orada bilet otomatı var, oradan da biletinizi alırsınız. Bizim gibi sürünmeyin 🙂

Portofino’ya gitmek için bir başka seçenek de ferrye binmek fakat bir tık daha tuzlu olduğu için biz bu yönetimi direk pas geçtik. Tren istasyonundan bindiğimiz otobüs dopdolu bir şekilde Portofino’ya doğru yola koyuldu. Yollar gerçekten de çok dardı, bazen otobüs bile geçmekte zorlandı bu sebeple şahsi arabanızla gitme fikrini bir daha gözden geçirin. Biz son durak olan merkezde indik ama dilerseniz yol boyunca yer alan plajlarda da inebiliyorsunuz. Bizim amacımız önce merkezi görmek, fotilerimizi çekmek sonrasında da denize girmek için koylara yürümekti. İlk başta da dediğim gibi merkezinde aslında pek de bir şey yok, zaten küçücük bir liman şehri. Şehrin içinde denize girilmiyor. Sadece restoranlarda bir şeyler yiyebilir, yukarıdaki kiliseye çıkabilir ya da bizim gibi sahilde oturabilirsiniz.

Biz sahilde oturarak yanımıza aldığımız öğle yemeklerimizi rengarenk Portofino manzarası eşliğinde bir güzel yedik. Sonrasında da magnet koleksiyonumuz olduğu için buradan da bir magnet alarak (4 Euro) denize girmek için yürümeye başladık. Size vermek istediğim bir başka tavsiye de şu olacaktır. Biz denize girerken bizi güneşten korur diye yanımızda şemsiyemizi getirmiştik fakat buna aslında hiç de gerek yokmuş. Portofino dağlık bir yer olduğu için koylarda mutlaka gölgelik bir alan oluyor. Bu sebeple boşuna bizim gibi şemsiyenizi buralara taşımayın. Koylara yürüyerek gittik ve gördüğümüz her koyda istinasız denize girdik. Denizin rengi ve manzara gerçekten çok güzel fakat bence çok kalabalık olduğu için deniz o kadar da temiz değil ya da bana öyle geldi. Yani pırıl pırıl bir deniz izlenimi verse de nedense bana deniz çok da temiz gelmedi ama tabii bilemedim belki de bizim gittiğimiz dönem aşırı kalabalık olduğu için ya da çok çamlık bir bölge olduğu için bana öyle gelmiş olabilir.

Ama mutlaka denize girmeseniz bile koylar arasında yürüyüş yapın. Göreceğiniz doğa manzarası büyüleyici…

İtalya’da ve genel olarak Avrupa’da en sevdiğim olay sahil şeridi boyunca mutlaka bir halk plajı olması. Bu kadar meşhur bir yerde bile biz denize girmek için hiç para vermedik. Burası Türkiye’de olsa her yer özel plaj olurdu kesin 🙄 Her koyda eşyalarınızı bir kenara koyup denize girebileceğiniz halk plajları var bu sebeple koy koy dolaşarak birçok yerde denize ücretsiz bir şekilde girebiliyorsunuz. 😋

Bir diğer notum da dağlık bir bölge olduğu için koylar çok çabuk gölge olabiliyor bu sebeple bence bu koylara sabahtan gitmekte fayda var. Biz gölgeden dolayı saat 5 gibi denizden ayrılmak durumunda kaldık. Yine hayat kurtaracak bir başka tavsiyem de dönüş yoluna geçtiyseniz asla koyların oradaki otobüs duraklarında beklemeyin çünkü boş bir otobüsün bu durağa gelme olasılığı yaz sezonunda imkansız. Bu sebeple gerisin geri şehir merkezine yürüyün ve otobüsün ilk kalkış durağından otobüse binin. Biz koyların olduğu durakta bir 20 dakika bekleyerek zaman kaybettik 🤣

Portofino gerçekten de lüks bir yer. Biz İtalya rotasını belirlerken günübirlik gitmek yerine acaba bir gün burada konaklasak mı dedik ama bütçemize göre bir yer bulamadık 😁 Portofino’yu geçtim yazın konaklama açısında Santa Margherita ve Rapallo bile aşırı pahalı yerler. Ama bizim gibi günübirlik gelmenizi öneririm hem gelmişken bu 3 kasabayı aynı anda görebiliyorsunuz, güzel oluyor 😄 Bizim kaldığımız Finale Ligure’den Portofino’ya yaklaşık 1 buçuk saat sürdü, bilginize.

Yazımı okuduğunuz için teşekkürler, dileyen herkesin bir gün buralara gitmesi dileğiyle 🥰

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑