Merhabalar,
Bu yazımda sizlere doğasıyla beni büyüleyen Slovenya’dan bahsedeceğim. Geçtiğimiz hafta iş gezisi sebebiyle Slovenya’yı gezme imkanı buldum ve kalbimi orada bırakarak Türkiye’ye geri döndüm. Slovenya’ya ilk kez gittim ve resmen aşık oldum. Avrupa’nın çoğu ülkesinden daha yeşil, daha temiz ve daha nezih bir ülke nasıl bu kadar saklı kalmış şaşırdım kaldım. İş gezisi olmasaydı Slovenya, gitmek istediğim ülkeler arasında yer almıyordu. İyi ki bu gezi sayesinde bu ülkeyi görme şansını elde ettim. Slovenya’yı mutlaka gidilecek yerler listenize eklemenizi tavsiye ediyorum, bu ülkenin yanında çoğu Avrupa ülkesi bile sönük kalıyor, benden demesi 🤗😅

Gelelim deneyimlerden bahsetmeye… Biz şirket olarak 3 gece 4 gün Slovenya’da kaldık. Firmamızın düzenlediği uluslararası bir yarışma sebebiyle bu ülkeye seyahat ettik. Şirket çalışanlarıyla beraber Türkiye’den davetlilerimiz de bizlere eşlik etti. Öncelikli olarak ülkeye gitmeden önce yerel bir tur şirketi ile çalıştık ve bizim için bir gezi programı hazırladık. Bu program mimari, kültürel ve gastronomi odaklı bir turdu. Sizler de yerel bir turizm acentesi arıyorsanız Luxury Slovenia’yı öneriyorum. İstanbul Havalimanından sabah ve akşam olmak üzere her gün Ljubljana’ya sefer var. Biz akşam uçağıyla Ljubljana’ya ulaştık. O akşam Šestica isimli şehir merkezinde yer alan bir restorana gittik. Turla seyahat ettiğimiz için restoranlarda hep set menüler yedik. Bu restoranda da aşırı lezzetli olan bir mantar çorbasıyla başlangıcı yaptık, ardından lezzetli bir et yemeği yedik. Son olarak da Gibanica isimli yerel tatlılarıyla kapanışı yaptık. Tatlıları bence çok değişikti ve tadı da güzeldi.

Uçak yolculuğu sebebiyle yorucu bir gün olduğu için akşam yemeğinden sonra otelimize döndük. Otel olarak şehir merkezinde yer alan InterContinental’i tercih ettik. Bu otele bütçe ayırabilecek kişiler tercih edebilir, baya konforluydu. Çoğu yazımda da belirttiğim gibi ben yurt dışı seyahatlerimde genelde otele az bütçe ayırıyorum, benim için otelin merkeze yürüme mesafesinde olması en önemli tercih sebebi, onun haricinde yıldız sayısına bakmam. Fakat iş gezisiyle gittiğim 5 yıldızlı otelin de tadını çıkarmadım desem yalan olur 😍
Otelimizde bir güzel dinlendikten sonra ertesi gün için olan programa hazırdık. Öncelikle arabayla yaklaşık 1 saat süren bir yolculuk sonrası Slovenya’nın sahil kasabası olan Piran’a gittik. Piran’ın bir tarafı Hırvatistan’a bakarken diğer tarafı ise İtalya’ya bakıyor. Mimari olarak küçük bir İtalyan kasabasını anımsatan Piran’da yürüyerek şehri turlardık.



Tur rehberimiz önce şehri anlattı daha sonrasında da bize dolaşmamız için kısıtlı da olsa bir zaman verdi. Turla seyahat etmenin en kötü yanı hep birilerine bağımlı olmak ve özgür olamamak. İş gezilerinde tur en güzeli olabilir ama bireysel gezilerinizde bence tur tercih etmek yerine o yeri özgürce siz keşfetmelisiniz. Genelde insanlara tur daha kolay olduğu için güvenli alan gibi geliyor ama emin olun bireysel gezmenin de ayrı bir güzelliği var. Serbest zamandan sonra Piran’da yer alan Kempinski otelde öğle yemeğimizi yedik. Hayatımda ilk defa bu kadar lüks bir seyahat yaptım, benim için de ilklerle dolu bir geziydi 😊 Otelin öğle yemeği menüsü inaaanılmazz lezzetliydi. Özellikle linguine ve tavuklu ana yemeğe bayııılldım. Tatlıları ise bence fosss çıktı. Piran’dan sonra 45 dakika uzaklıktaki Postojna Mağarasına gittik. Slovenya’nın güneydoğusundaki Postojna kasabası yakınlarında yer alan 24.340 m uzunluğundaki mağara bizleri büyüledi. Yaklaşık 1 buçuk saat mağaranın içinde hem trenle hem de yürüyerek dolaştık. Hayatımda ilk defa böyle bir mağara gördüm, bir ara heyecandan ağzımı kapatamıyordum 🙈 Slovenya’ya gelirseniz kesin ama kesin bir mağarayı gezin. Bu ülke resmen mağaralar ülkesi, ülke genelinde 11 bin mağara bulunuyor. Benden size hayat kurtaracak bir bilgi, eğer mağaraları yazın ziyaret edeceksiniz gideceğiniz gün yanınıza kalın bir şeyler alın çünkü mağaranın sıcaklığı yaklaşık 9-10 derece. Ayrıca yer yer sular damlıyor bu sebeple kapüşonlu bir şeye ihtiyaç duyabilirsiniz. Postojna mağarasını ilginç yapan bir başka şey de burada yaşayan bir canlı türü. Bu canlı türümüzün adı human fish. Derisi adeta bir insan gibi ama balık gibi suda yaşıyor. Aslında bir nevi gözü olmayan bir semender diyebiliriz. Karanlıkta yaşamaya tamamen adapte olmuş bu enteresan canlının ortalama ömrü yaklaşık 100 yıl ve hiç beslenmeden yaklaşık 10 yıl yaşayabiliyor. Slovenya’lılar kendi ülkelerini bilerek pazarlamasalar da bu canlıyı çok iyi pazarlamışlar 😅 Mağara civarındaki tüm hediyelik eşyacılarda bu canlıya ait sevimli hediyelik objeler satılıyordu. Ben de bu pazarlama atmosferinin etkisiyle çok şeker bir human fish anahtarlığı satın aldım.



Mağaradaki tur bittikten sonra daha buranın etkisinde çıkamamışken bir başka büyüleyici yer olan Predjama şatosuna gittik. Bir kayanın ve hatta bir mağaranın yanına inşa edilen bu kale/şato hayatımda gördüğüm en değişik ve hatta ürkütücü yapılardan bir tanesiydi. Hem çok büyüleyiciydi hem de perili bir köşk gibiydi. Biz geç kaldığımız için şatonun içine giremedik ama dıştan görmek bile bizi tatmin etti.

Bu günün akşam yemeğinde ise Ljubljana şehir merkezinde yer alan JB isimli bir restorana gittik. Fine dining temalı restoranları sevenler buraya bakabilir.
Gelelim bir sonraki tam günümüze. Bu güne şehir merkezini yürüyerek başladık. Zaten şehirde her yer yürüme mesafesinde olduğu için otelimizden merkeze 10 dakikada yürüdük.

Ejderhaların şehri olarak geçen Ljubljana’ya ayrıca bayıldım. Tam yaşamalık bir şehir. Nüfusu az, yemyeşil, her yere yürüyerek gidilebiliyor, şehrin ortasında nehir geçiyor. Çok ama çok huzurlu bir enerjisi var şehrin. Tüm merkezi yürüyerek turladık, buranın tuzu popüler olduğu için kendimize hem yemeklik hem de sofralık tuz aldık. Tuz satan dükkanın adı Piranske Soline idi. Yürüyüşün ardından bir de şehri tekneyle de turlayalım dedik ve 1 saat süren tekne turuna katıldık.

Tekne turundan sonra şehri tepeden de görmeyelim mi diyerek teleferikle şehrin kalesine çıktık 😅

Kalenin içinde yer alan restoranda öğle yemeğimizi yedik. Yemeğin ardından da şehri daha detaylı turlamak ve alışveriş yapmak için tur rehberimiz serbest zaman verdi bize. Bu günün akşamında ise buraya geliş sebebimiz olan yarışmamızın gala gecesine katıldık. Gala gecesi şehrin en büyük fuar alanı olan Gospodarsko Razstavišče isimli merkezde gerçekleşti. Yarışma galası için güzel şovlar organize etmişlerdi. Biz Türkiye olarak bu gala gecesinden alacağımız ödül ile ülkemize döneceğimizi düşünüyorduk, bizim ülkemize ödül kısmet olmadı. Ama pes etmek yok, Türkiye’yi o ödül ile elbet bir gün kavuşturacağız.

Slovenya’daki son günümüzde ise bence tüm turun en güzel yeri olan Bled Gölü’ne gittik. Daha öncesinde Como Gölü ve Lugano Gölü’nü gören ben bu göle bir başka hayran kaldım. Gölün rengini ve berraklığını kelimelerle anlatamam, gidip görmeniz gerekiyor 🤗 Doğa manzarası eşliğinde Bled Gölü üzerinden Bled Adasına geçtik, burada adaya giderken motorlu deniz taşıtları yerine eski usul tahtadan el yapımı tekneler kullanılıyor. Motor yerine de tekneyi kullanan kişi kürek çekiyor. Çok nostaljik olan bu tekne yolculuğundan sonra adaya ulaştık. Ada çok sevimliydi, küçücük bir yer zaten. Buradaki kilisenin bir hikayesi var. Kilisenin içinde yer alan çanı 3 kere çalabilirseniz dileğiniz gerçek oluyormuş. Bunu duyan bizler kilisenin içinde sarkan ipe asılarak dileklerimizi diledik 🤣




Bled adasından sonra son durak olarak Bled Kalesini ziyaret ettik. Kalede yer alan restoranda öğle yemeğimizi yedik. Bled Gölünün doğası haricinde bir diğer meşhur olayı da keki. Bled Cake burada çok popüler, biz de bu kekin tadına baktık. Kreması çok güzeldi, taze ve hafif bir kekti.

Slovenya’da dolu dolu 4 gün geçirdik, bu ülke beni çokça etkiledi. Slovenya’lılar ne kadar şanslı olduklarını İstanbul’u görseler anlarlar. Toplam Slovenya’nın nüfusu 2 milyon, İstanbul’un nüfusu 20 milyon. Diyeceklerim bu kadar…
Neyse biz hayata pozitif tarafından bakalım çok şükür böyle güzel ülkeleri gezip görebiliyoruz, bu da bir şans ❤️
İmkanı olan herkesin bir gün bu cennet ülkeyi görmesi dileğiyle, bir sonraki yazım kurban bayramı tatili için ülkemizin doğusunda yer alan şehirlerle ilgili olacak.
Takipte kalın !
Yorum bırakın