Haziran ayında Kars: Gezi notları & görmeniz gerekenler

Merhabalar,

Çoğu insan Kurban Bayramı tatilinde sıcak rotalara giderken biz Türkiye’nin en doğusuna gitmeye karar verdik. Geçen yılki bayram tatilinin aksine bu bayram denize girmek yerine kültürlenmek istedik ve Kars için yola çıktık. O kadar uzun yol gitmişken sadece Kars’ı görmek olmaz diyerek Ardahan, Iğdır, Doğu Beyazıt ve Van’ı da ziyaret ettik. Tek bir yazıda her yeri anlatmak uzun olabileceği için bu yazımda sadece Kars’tan bahsetmek istiyorum.

Burada doğup büyümeyen pek çok insan için Kars’ın en büyük anlamı kaz, Sarıkamış ya da Türkiye’de sadece Kars’ta bulunan kristal kar olabilir 😅 Benim için ise anlamı kütüğümün taşınacağı ve bir nevi bugünden sonra yarı memleketim olacak şehir. Bu sebeple heyecanla bu tatili ve Kars’ı bekliyordum. Gelelim deneyimlerimizden bahsetmeye…

Biz arife sabahı Sabiha Gökçen’den uçakla yaklaşık 2 saatlik bir yolculuk sonrası Kars Harakani Havalimanı’na vardık. Harakani kelimesini ilk defa duyduğum için iner inmez araştırdım. Kars Havalimanı’nın ismi 2015 yılında değiştirilerek Harakani eklentisini almış. Harakani aslında bir sufinin adıymış. (Asıl adı Ali bin Câfer olan Ebû’l Hasan el-Harakânî, İran’ın Horasan bölgesinden Kars’a göçmüş, burada Selçukluların Anadolu’ya gelişlerine katılmış meşhur sufilerden (Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı’ya adamış kimse) biri. Mevlana’nın eseri Mesnevi’de 3 yerde adı geçen ve hala en önemli ulemalardan sayılan Harakani’nin 1033 tarihinde Kars’ta şehit düştüğü biliniyor.) Sanırım tarihte önemli birisi olduğu için bu adı havalimanına vermeyi uygun görmüşler.

Havalimanı çoğu Anadolu şehrinde olduğu gibi küçücüktü. Uçaktan yürüyerek perona gidebiliyorsunuz, bavul alanı için tek bir bekleme yeri var. Gerçekten küçük şehirlerde yaşam çok kolay, biz İstanbul’da sürünüyoruz ama haberimiz yok. Neyse bavullarımız geldikten sonra tatil öncesinde rezervasyonumuzu yaptırdığımız kiralık aracımız için Avis’in havalimanındaki yerine ulaştık ve aracımızı teslim aldık. Seyahat boyunca arabadan ve Avis’ten memnun kaldık, arabayı teslim ederken de Avis bize hiçbir gereksiz sorun çıkarmadı. Şu anda bir tek depozitomuzu geri yatırmalarını bekliyoruz o da yatarsa Avis’e on numara beş yıldız verebiliriz. Havalimanı şehre o kadar yakındı ki aracı alır almaz yaklaşık 10 dakika sonra nişanlımın en büyük ablasının evine ulaşmıştık. Ablası, eniştesi ve yeğenleriyle beraber kahvaltı yaptıktan sonra otelimiz Katerina için şehir merkezine gittik ve bavullarımızı otele bıraktık. Katerina oteli aslında saray olarak geçiyor. 1877 – 1917 Rus istilası döneminde, baltık mimari tarzında, Çar II.Nikolay tarafından Hollanda’lı mühendislere yaptırılan Katerina sarayı, hem içiyle hem de dışıyla sizi büyülüyor.

Otele eşyalarımızı bıraktıktan sonra nişanlımın köyüne gitmek için yola çıktık. Yaklaşık 30-40 dakika yol gittikten sonra Yemençayır Köyü’ne ulaştık. Bence Kars’a ya kayak tatili için kışın gidilmeli ya da bizim geldiğimiz gibi yazın. Çünkü yaz mevsiminde her yer yemyeşil ovalarla kaplı oluyor. Gökyüzünün masmavi olması ve yeşil ovaların maviyle uyumu gerçekten de her yeri bir yağlı boya tablosuna dönüştürüyor. Yemençayır Köyü küçücük bir köy sadece bir ilkokulu ve camisi var. Tabii bir de birkaç ev, yalnız evlerin çoğu (nişanlımınki de dahil) harabe halinde. Çoğu kişi bu köyden şehre göçmüş. Sadece birkaç amca ve nine kalmış köyde. Bu arada bu köy eskiden bir Ermeni Köyüymüş. Ayrıca adından da anlaşıldığı gibi eskiden aşırı sulak olan, her yerden çay geçen bu köyün suları küresel ısınmanın etkisiyle kurumuş. Köyün tepesine çıkarak biraz yeşillikte oturup dinlendik ve bu yöreye has olan yemlik otunu (ilk defa denedim, tipi yabani taze soğan gibi ama tadı farklı, demir ve kalsiyum açısında zenginmiş bir de eskiden insanlar bu otu şifalı olarak bilirmiş) yedik. Son olarak da nişanlımın ilkokulunu ziyaret ederek şehir merkezi için yola çıktık.

Şehre döndükten sonra buradaki tarihi yapıları dolaştık. Karsın şehir merkezini çok sevdim, tarihi yapılar en azından devlete verilerek korunmaya çalışılmış. Çoğu yapı devlet binası bazıları ise otel olmuş. Ayrıca Kars kalesi ve nehir kenarını çok güzel restore etmişler, eskiden burası gecekondu mahallesiymiş bu sebeple şu anki halini görünce bu gelişime çok sevindik.

Kars merkezde görülmesi gereken binalar/yapıtlar:

*Kars Kalesi

*Defterdarlık Binası

*Valilik Binası

*Kars Sanayi ve Ticaret Odası

*Taş Köprü

*Cheltikov Otel

*Hasan Harakani Türbesi

*Kümbet Cami (Havariler Kilisesi)

*Fethiye Camii

Ayrıca gezmek isterseniz 2 adet müze de mevcut (Müzekart geçerli)

*Kars Müzesi

*Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Gerçekten de söyledikleri gibi Kars’ın şehir merkezinde Rus mimarisini ve etkilerini görebiliyorsunuz. Keşke şehrin yeni yapılaşması da bu tarihi dokuya uygun olarak inşa edilseymiş. Kars gibi bir yerde bile çarpık ve saçma sapan kentleşmeyi görebiliyorsunuz. Yüksek binalar yapmayıp tüm evleri eski usul inşa etselermiş Kars şu anki aldığı turist miktarının en az 2 katı fazlasını alırdı da işte maalesef ki vizyonsuzluk ve cahillik bizi bitiriyor…

Ayrıca bir isyanım daha olacak 🙈 neden tarihi kiliseleri illa camiye dönüştürmemiz gerekiyor. Her tarafta cami var zaten, bu kiliseleri cami yapıp ibadete açmak yerine müze yaparak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlasak daha mantıklı olmaz mı?

Kars’taki ilk akşamımızda Pushkin ismindeki bir restorana giderek hem yöresel yemeklerini yedik hem de Kafkas gösterisini izledik. Kars’ta bu şekilde restoranlarda Kafkas gösterileri bir hayli popüler, bu sebeple hazır gelmişken izlemenizi tavsiye ederim. Yöresel yemeklere gelecek olursak biz Evelik Çorbası içtik, ben denemek için Hengel (buralara özgü bir mantı) yedim. Ayrıca tatlı olarak da buraya has olan Umaç Helvasının tadına baktık. Çorba olarak restoranda kalmamıştı ama siz bulursanız Isırgan Otu Çorbasının da deneyebilirsiniz. Tabii kışın geliyorsanız mutlaka kaz da yiyin derim.

Gelelim Kars’taki 2. güne hazır Kars’a gelmişken 45 dakika uzaklıktaki Çıldır Gölü’nü görmezsek olmaz dedik ve kahvaltıdan sonra Çıldır için yola çıktık. Normalde Çıldır’ın hep kış halini görmeye alışkınız. Malum göl donunca atlarla kızak vs olayları oluyor fakat bence yaz mevsimi de çok güzeldi. Gölün bir tarafından başlayıp 360 derece dönerek gölün tamamını dolaştık. Çektiğim fotoğraflara kuzenim Windows ekran fotoğrafı gibi dedi 😂 Cidden de mavi ve yeşilin uyumu şahaneydi..

meşhur kaz 🙂

Bayramın ilk günü olduğu için çoğu restoran kapalıydı ama bir kasaba içinde sazan balığı yiyebileceğimiz bir yer bulduk ve balıkları mideye indirdik. Çıldır’dan sonra da aşırı merak ettiğim bir yer olan Ani Harabelerine gittik.

Ani Antik Kenti, Ocaklı Köyü sınırları içinde bulunuyor. Bir Ortaçağ kenti olan Ani’nin en eski tarihi M.Ö. 5000 yıllarına uzanıyor. 2016’da Dünya Mirası Listesine giren antik kentte cami, kilise, hamam, saray, kervansaray ve köprü gibi yapıtlar bulunuyor. Müzekartın geçerli olduğunu da söylemek isterim. Ani öyle bir yerdeki ki Ermenistan’ı adeta görebiliyorsunuz tam ama tam sınırda. Resmen Ermenistan ile aramızdan sadece bir nehir geçiyor. Çok acayip bir deneyimdi bu sınırı görmek.

TR- Ermenistan sınırı

Ani’deki bazı yapıtlar gayet sağlam iken bazıları ise ya restorasyonda ya da harebe halindeydi. Keşke çok daha iyi korunabilseler. Ayrıca ülkemiz insanının her duvara Mehmet Ayşe’yi seviyor yazmasındaki olayı da biri bana anlatsın… Şaka gibi ama tarihi bir yapıtın içindeki duvarlara bile neler neler yazmışlar inanamazsınız 😐

Ani’de çekilen fotoğraflardaki kara bulutlardan da anlayabileceğiniz gibi antik kentin tam ortasında deli bir yaz yağmuruna yakalandık ve deyim yerindeyse donumuza kadar ıslandık. Öyle bir yağdı ki yemin ederim koşarken yağmur suyu kulağımın içine girdi😂 Neyse Kars’a bereket getirdik diyerek hemen olumlamamızı yaptık ve Ani’den şehir merkezine yola çıktık.

Akşam nişanlımın kuzenine mangala davetliydik. Mangal sonrası da Kars merkezde yer alan Antephan isimli restoranda tatlılarımızı yedik. Antep’te yediğim katmeri tek geçsem de burası da fena değildi. Tatlı sonrası da otele giderek bir sonraki günkü yolculuk için hazırlıklarımızı yaptık.

Bu arada size minik bir not: Kars’tan evinize ya da sevdiklerinize taze kaşar, eski kaşar ya da gravyer götürmek istiyorsanız Kars Kalesinin oradaki bedestenin içinde yer alan Zeki Bey’i öneririm.

Bir sonraki yazımda Van Gölü Canavarı efsanesinin doğduğu toprakları anlatacağım.

Görüşmek üzere…

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑