MSC Splendida’da Balayı Tatili: Cruise Deneyimi

Merhabalar,

Çoğu çift balayı için Maldivler’i ya da Bali’yi tercih ederken biz değişik bir deneyim yaşayalım dedik ve balayı tatilimizi cruiseda geçirdik. Bu yazımda cruise tatili deneyimlerimden bahsetmek isterim. Cruise tatili konusunda araştırma yaparken çok fazla Türkçe blog yazısına rastlamamıştım. Umarım bu yazı sizler için faydalı olur.

Öncelikli olarak biz balayında cruise tatili yapma kararı aldıktan sonra cruise rotalarını araştırmaya başladık. Düğün sonrası yorgun olacağımızdan dolayı bizim için en önemli olan kriter bir uçağa vs binmeden direk gemiye ulaşabilmekti. Bu sebeple de İstanbul’a uğrayan gemilerin rotalarına baktık. Bu rotalar genelde Ege/Adriyatik turlarından oluşuyor. Çünkü gemiler İstanbul’a uğrayarak baya bir yol geliyor bu sebeple de aynı rotada İspanya’ya vs gitmesi haliyle zor oluyor. Ayrıca aradığımız bir başka kriter de düğünden sonraki gün yola çıkmak yerine düğünden 2 gün sonra yola çıkmaktı. (Verdiğimiz en doğru kararlardan birisi cidden buymuş, siz siz olun düğünden bir gün sonra balayına çıkmayın. Düğün sonrası yorgunluktan beynim doğru düzgün çalışmıyordu, bırakın gemiye binmeyi topukluyla dans etmekten mütevellit bacak ve ayak ağrımdan yürüyemiyordum bile, ama iyi ki de delicesine dans etmişim ve eğlenmişim) Son olarak da çalıştığımız yerlerden izin alacağımız için bizim için tatilin süresi de önemliydi. Eeee beyaz yakanın dramı diye boşuna demiyoruz, yaz geldi mi şirkette tatile çıkan çıkana, sonra da dönünce 242412481 mail ile karşılan karşılana 🙈 Bizim için tatil süresi ne çok uzun olmalıydı ne de balayı olduğu için çok kısa 😅Araştırdığımız çoğu gemi İstanbul-Kuşadası-Pire ve yunan adalarına uğruyordu. Biz hazır gitmişken sadece Yunanistan olmasın bari bir ülkeye daha gidelim dedik ve rotamıza İtalya’yı da ekledik. Bu rotayı belirledikten sonra karşımıza MSC Splendida çıktı. Uğradığı şehirler aşağıdaki gibiydi:

9 gece 10 gün de süre olarak ilk başta bize ideal gelmişti ama yazının devamında sizinle optimum süreyi paylaşacağım. Neyse biz balayımızı tur şirketinden ayarladık ve önce bir kapora ardından da seyahate 2 ay kala geminin tüm parasını ödedik. MSC size çeşitli paketler sunuyor. Yok işte balkonlu kabin, camlı kabin ya da iç kabin vs vs gibi. Bizim için anlam olarak önemli bir tatil olduğu için biz balkonlu kabini tercih ettik ve iyi ki de öyle yapmışız. Biraz fazla para vererek balkonlu kabini tercih etmenizi öneririm. Gemide yaklaşık 5 bin kişi var ve bu insanlardan biraz sıyrılıp kafa dinleme konusunda balkon bizler için çok kurtarıcı oldu. Hem gün batımı- gün doğumunu izleyebildik hem de limanlara yanaşırken ya da ayrılırken şehirlere balkonumuzdan baktık. Bence aşırı keyifliydi.

Seyahatimize 1 hafta kala biletlerimiz tur şirketinden tarafımıza ulaştı. Bu biletlerde kabin no ve kat nomuz vs yer alıyordu. Bu bilgilerle MSC nin appine kayıt yaparak online check inlerimizi tamamladık. Bunu gemiye binmeden tamamlamanız gerekiyor. Biletlerle beraber size bilgilendirici bir doküman da iletiyorlar, bunu mutlaka dikkatlice okuyun. Ayrıca gönderilen biletlerin çıktısını mutlaka alın ve gemiye binerken yanınızda olsun. Biz appten check in yaparken tahmini gemiye biniş saatimizi yazmıştık, gemiye biniş günü de o saatte Galataport’taydık. Galataport’ta cruise gemi biniş alanında öncelikli olarak bavul ve bilet kontrol işlerimizi hallettik. Bavulunuza oda numaranızı yazıyorlar ve siz gemiye bindiğiniz gün bavulunuzu odanızın önüne koyuyorlar, bu sebeple gemiye binişte çok önemli eşyalarınız ya da bavula ulaşana kadar ihtiyaç duyabileceğiniz eşyalarınız için yanınıza bir sırt çantası almanızı öneririm. Bavulları teslim ettikten sonra bu sefer de pasaport işlemlerini hallettik, bu süreç yaklaşık 1 saat sürmüştür. Galataport’ta harç pulu alacak yer yok bu sebeple pullarınızı önden alınız. Akabinde de gemiye biniş yaptık. Gemiye binerken bir fotoğrafçı sizin fotoğrafınızı çekiyor, bir anı fotoğrafı olarak düşünebilirsiniz. Sonrasında da bu fotoğrafı gemi içinde yer alan stüdyodan satın alabiliyorsunuz, fakat üzücü haber fotoğrafın fiyatı 22 Euro 😐 Biz Türklere bu tutar çok fazla olduğu için biz fotoğrafımızı satın almadık ve amaaan biz zaten bol bol kendimizi çektik diyerek birbirimizi avuttuk. Gemiye ilk bindiğinizde bildiğiniz salağa dönüyorsunuz, nereye gideceğinizi ya da ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. İşte bu noktada ben size yardımcı olmak ve yapacaklarınızı yazmak isterim.

Şimdi öncelikli olarak gemiye binmeden önce sizin pasaportlarınızı alıyorlar ama size bir oda kartı vs vermiyorlar. Oda kartınız için önce odanıza gitmeniz gerekiyor. Oda kartınızı oda kapısına asmış oluyorlar. Biz de 12. katta yer alan odamıza giderek odamızı zor da olsa bulduk. Upuzun 2 taraflı koridor bir sürü yan yana oda… İnsan otelde bile oda numaralarını karıştırıyor, gemide durumu siz düşünün. Neyse bizim oda numaramız 12113’tü. Gittik odamıza ve oda kartlarımızı aldık. Bu kartlar aslında sadece oda kartı olarak da geçmiyor. Tüm tatiliniz boyunca bu kart sizin kredi kartınız, (kartınızı buna aktive edip normal karttan harcama yapmak yerine buradan harcama yapıyorsunuz, tatil sonunda da harcadığınız tutar kartınıza yansıyor, nakit para ya da kredi kartı gemide geçmiyor) oda kartınız ve aynı zamanda gemiye iniş-binişlerde kullanacağınız bir pasaport ya da kimlik kartınız. Bu sebeple kartınızı kaybetmeyin 😂 Bizim odamız Galataport tarafına bakıyordu, öncelikli olarak balkondan biraz İstanbul’u izledik ardından da 5.katta bulunan resepsiyona giderek gemi hakkında biraz bilgi aldık ve gemi kat planının bulunduğu haritalarımızı aldık. İnanın bu harita hayat kurtardı çünkü 333 metre uzunluğunda, 38 metre genişlikte ve 16 kata sahip olan bir gemiyi keşfetmek hiç de kolay değil. Biz öncelikli olarak 14. katta bulunan açık büfeye giderek karnımızı İstanbul’un büyüleyici manzarasına karşı doyurduk. Bu arada yemek mevzusu açılmışken gemideki özel restoranlar haricindeki ana restoran ve açık büfedeki yemeklerin ücretsiz ve sınırsız olduğunu belirtmek, içilen içeceklerin de (açık büfedeki su-çay-kahve hariç) ücretli olduğunu söylemek isterim. İçecek paketleri satılıyor. Aşağıya fikir olması için bırakıyorum ama çok fazla alkol tüketmiyorsanız bence tek tek almak daha mantıklı olacaktır. Çünkü paket seçtiğiniz taktirde pakete başladığınız günden son güne kadar otomatik paketi size tanımlıyor ve siz aslında gündüzleri karada dolaştığınız için aşırı alkolik değilseniz sınırsız içki paketi olan kişi başı 47 Euroyu hakkıyla kullanamayacaksınızdır. Bu arada alkol fiyatları da çok pahalı değil, kokteyller 9 Euro, şaraplar 7-8 Euro, biralar 5-7 Euro arası değişiyor. Özellikle yapılan kokteyller çok iyiydi, biz tatil boyunca genelde alkol içmek istediğimizde kokteylden yana tercihimizi kullandık:

Paket fiyatları:

Bu arada pozitif ayrımcılık yapmadan söylemek istiyorum bunu bence karadan gözüken en güzel şehir İstanbul’du. Tüm turistler resmen şehre aşık oldu. Çünkü çoğu şehirde gemiler limana yanaşıyor ve limanlar şehir merkezinden uzakta yer alıyor. Fakat İstanbul’da gemi resmen boğazın başına demirliyor ve aşırı merkezi bir yerde kalıyor. Gece 11’de İstanbul’dan hareket ettiğinde köprünün manzarası tüm herkesi büyülüyor. Ben doğma büyüme İstanbullu olsam bile sanki İstanbul’u ilk defa görmüş gibi heyecanlandım.

Bu giriş paragraflarından sonra tatili gün gün yazarsam bu yazı asla bitmeyeceği için ben size not not deneyimlerinden bahsetsem daha iyi olur.

Deneyimler:

*Her gün yatak odanıza bir sonraki gün için daily newspaper bırakılıyor, buradan o günkü tüm etkinlikleri görüp takip edebiliyorsunuz.

*Odanız her gün 2 kere temizleniyor, yalnız 10 gün boyunca çarşaf ve havlular değişmedi. Eğer aşırı titizseniz belki yanınıza havlu alabilirsiniz.

*Gemi içindeki dükkanlar ya da casino gemi limandayken kapalı oluyor. Bu alanları akşam ya da tüm gün seyir varken kullanabilirsiniz.

*Özellikle geminin tüm gün seyirde olduğu günler duty free gibi magazaların indirim yaptığı günlere denk geliyor. Bir şeyler alacaksınız bu günlerden alabilirsiniz.

*Gemiye karadan içecek sokamıyorsunuz, her gemiye binişte ya gemide ya da limanda x-raye giriyorsunuz bu sebeple karadan şarap alırım balkonumda içerim vs diye düşünüp kendinize macera aramayın.

*Gemideki restoranlarda kağıt peçete yok, hep kumaş peçete var. Bu sebeple yanınıza ıslak-kuru mendil vs almanızı öneririm.

*Eğer içecek paketi almadıysanız şişe su bile ücretli bu sebeple açık büfede yer alan basmalı su makinesinden su almanız gerekiyor. Yanınıza suluk vs alabilirseniz oradan alacağınız suyu odaya da götürebilirsiniz.

*5 bin kişi hep aynı cam ya da plastik bardakları kullanıyor, elbet güçlü bir bulaşık makineleri vardır ama eğer aşırı titizseniz kendi kupanızı ya da cam bardağınızı taşıyabilirsiniz.

*Gemide internet paketleri çok fiyatlı bu sebeple ben hangi ülkelere gidecekseniz o ülkenin e-simini almanızı öneririm. Asrın uygulaması Airalo ile ilgili yazımı paylaşıyorum: https://beyazyakalinindram.com/2023/07/07/asrin-uygulamasi-airalo-nedir-nasil-kullanilir/

*Geminin tüm gün denizde seyirde olduğu günlerde internet çekmiyor belki bu günler özelinde MSC’nin internetine ücretli şekilde bağlanabilirsiniz. Biz 2 gün internetsiz idare ettik.

*Tüm tatil boyunca her akşam 2 section olarak oynanan şovlar bir harika, inanılmaz güzel şovlar vardı. Mutlaka kaçırmayın ve bu şovları izleyin derim.

*Her gemide bir kaptanın gecesi konsepti oluyor. Burada da tüm gün yol gittiğimiz cumartesi günüydü. Bu kaptanın gecesi olayını fazla abartıyorlar, yok efendim baylar papyon takıyor da hanımla gece elbisesi giyiyor vs. Kafanızda titanik filmindeki şık gece davetleri canlanıyor olabilir ama çok da böyle bir konsept değil. Siz yine de kıyafetlerine özenin ama boşuna da ceket vs götürmeyin. Ben bir elbise giymiştim, eşim de krem rengi kanvas pantolon ile gömlek giymişti. Kaptanın gecesinde de olay şu saat 18.00-18.30 arası 5-6-7. katlardaki tüm barlarda ücretsiz alkol servisi oluyor ardından da akşam tiyatro salonunda kaptan ve ekibiyle tanışıyorsunuz. Onlar sahneye çıkıyor, siz de izliyorsunuz. Bu arada kaptanın ekibinde bir Türk çalışan da vardı, itiraf etmeliyim ki onu diğer ekip üyelerine göre daha fazla alkışladım.😍

*Ayrıca ben bilmiyordum ama bir gün de beyaz giyme günüymüş, benim yanımda beyaz bir giysi yoktu ama siz gemi seyahatine gidiyorsanız yanınıza beyaz parça da alın.

*İngilizcem çok yok gemide nasıl iletişim kurarım diye çekinenlere sevindirici haberi vermek isterim, gemide birçok Türk çalışan ve Türk bir hostes vardı.

*Geminin yanaştığı bazı limanlar çok büyük ve birden fazla girişi var bu sebeple mutlaka gemiden inince haritadan konumunuzu işaretleyin. Biz mesela Pire limanında ufak çaplı bir kaybolduk.

Bu deneyimler aslında tüm gemi turları için işinize yarayabilir. Şimdi de MSC Splendida’yı tercih edeceklerin işini çokça kolaylaştıracak kara turlarıyla ilgili düşüncelerime geçebilirim.

Şimdi gemi ilk fotoğrafta da gördüğünüz gibi her limanda farklı bir şekilde hareket ediyor. O sebeple aslında biraz planlı olmak da fayda var. Biz şehir şehir ne yaptık gelin anlatayım.

Korfu: Bir gün önceden yatağımıza şehir merkezine gitmek için otobüs biletleri bırakılmıştı. Kişi başı gidiş-dönüş 10 Euro. Biz haritadan liman-old town arası mesafeye baktık ve biraz mesafenin fazla olduğunu gördük. Bu sebeple de shuttle bus hizmetini aldık. Biletimize oda numaramızı yazarak, limanda duran shuttle a bindik. Bilet kontrolü sonrası otobüse bindiğimiz için MSC hemen kartlarımıza tur parasını yansıttı. Korfu için ben yaz aylarında shuttle ı öneririm çünkü çok sıcakta o mesafeyi yürümek zorlayabilir ya da 10 Euro fazla geldiyse limanın dışında belediye otobüsleri var. Onlarla da şehir merkezine gidebilirsiniz. Biz şehir merkezine ulaştığımızda önce çarşısını dolaştık ardından da Faliraki Beach’e giderek denize girdik. Burada ya halk plajından denize girebilirsiniz ya da bizim gibi beachin restoranında oturup bir şeyler içerek denize girebilirsiniz. Ardında da şehir merkezinden kalkan shuttle ile gemiye döndük.

Bari: Haritadan km ye bakarak Bari limanından şehir merkezine yürüyerek gidebileceğimizi düşündük, iyi ki de yürümüşüz. Gayet kolay bir rotaydı, burada boşuna 9 Euro shuttle parası vermeyin. Bu arada Bari için Alberobello’ya giden turlar vardı ama ben daha önce gitmiştim oralara zaten, eşim de istemedi bu sebeple biz Bari merkezi gezdik. Merkeze 20 dakika kadar yürüdük, kahve içtik. İtalya’nın biliyorsunuz ki makarnası meşhur, Güney İtalya’da da Orecchiette ismindeki küçük kulağa benzeyen ve adını da oradan alan makarna çeşidi baya meşhur. Bu makarnalar turistik yerlerde 500 gramı 3-4 Euroya satılıyor, fakat siz de bizim gibi marketten yarı fiyatına satın alabilirsiniz.

Trieste: Bu limanı cazip kılan olay Venedik, Trieste’den Venedik gidiş dönüş yaklaşık 5 saat sürüyor bu sebeple trenle vs uğraşırsanız çok büyük bir ihtimal gemiyi kaçırırsınız. Burada gözünüzü kapatacaksınız ve kendinizi MSC’nin kollarınıza bırakacaksınız. Venedik için tur kişi başı 110 Euro. Bunun içinde otobüs ve venedik merkeze ulaşmak için tekne var. Şehir merkezine ulaştığınızda yaklaşık 2 buçuk saat serbest zamanınız var, istediğinizi yapmakta özgürsünüz. Venedik’i görmek isteyenlerin değerlendirmesi gereken bir tur olduğunu düşünüyorum.

Katakolon: Küçücük bir liman şehri bu sebeple buradaki en iyi olay bence bolca denize girmek. Beachlere götüren nostaljik trenler oluyor oradan bilet satın alarak denize gidebilirsiniz. Limanın oradaki deniz bence çok güzel değildi, bu nostaljik trenler güzel bir koya götürüyorlar. Bilet fiyatları kişi başı 8 Euro. Bu arada tarihi yerlere vs meraklıysanız burada Olimpia Antik kenti var ama yaz aylarında bence deniz daha mantıklı olacaktır.

Pire: Pire bir liman şehri ve Atina’ya da çok yakın. Biz Ramazan Bayramı’nda Atina’ya gittiğimiz için Akropolis turu satın almadık ama MSC’nin bu turu vardı.

Atina gezi notlarına ait yazım:https://beyazyakalinindram.com/2024/04/24/atina-gezi-notlari/

Ayrıca bildiğim kadarıyla Pire’den Atina şehir merkezine metro var bu sebeple illa bu turu almak zorunda değilsiniz. Biz Pire’de şehir merkezini dolaştık, kendimize denize girecek bir halk plajı bulduk. Şemsiye vs bile yoktu sadece denize girerek ferahladık. Bizim gibi ferahlamak isteyenler Freatida’ya gidebilir ama dediğim gibi şemsiye bile yok yani denize girip havlunuz üstüne anca oturabilirsiniz. Sonrasında da Στο υπόγειο μας isimli restoranda bir şeyler atıştırdık ardından da yürüyerek gemiye gittik. Bu arada yunan frappesine bayılıyorum, bence esnaf kültürü çok iyi yani 2 frappe ve yanında 2 ücretsiz suya 4 Euro verdik. Kuşadası’nda ne kadar verdiğimizi de yazacağım 😂 Son olarak da Pire sonrası Türk topraklarına gireceğimiz için daha önceden yatağımıza bırakılan pasaportlarımızla Pire limanında çıkış yapmamız ve pasaport kuyruğuna girmemiz gerekiyordu. Yunan polisi geç geldiği ve yolcuları manuel olarak kağıttaki listeden kontrol ettiği için bu pasaport sırası 2 saate yakın sürdü. Tüm Türkler ve vizeye tabii olan Ruslar isyan çıkardı. Avrupa birliği vatandaşları da ellerini kollarını sallayarak yanımızdan gemiye bindiler. 3. sınıf ülke vatandaşı olduğumuzu Yunanistan bir kez daha yüzümüze yüzümüze vurdu.

Kuşadası: Kuşadası ile beraber Türk sularına ve topraklarına girdiğimiz için gemideki Türk misafirler için bir anons yapıldı ve limandaki polis kontrolüne gittik. Polis abimiz giriş damgalarımızı bastı. Burada çok önemli bir detayı söylemek isterim. Kuşadası’nda giriş yaptığınız için duty freeden bir şeyler alacaksınız burada almalısınız, aksi taktirde İstanbul’daki duty freeye giremediğiniz için bir şey alamazsanız. Biz de alacaklarımızı buradan aldık. Ardından Pire’de soğuk kahve içtik bir de vatanımızda içelim dedik ve bir yeni nesil kahveciye oturduk. 2 soğuk kahve ve 1 suya 305 TL verdik. Neredeyse 8 küsür Euro yapıyor. Buradan da anlaşıldığı gibi Türkiye’nin yeme-içmede ne kadar pahalı olduğunu bir kez daha gördük. Resmen insan kazıklıyoruz… Kuşadası’na gelen çoğu turistin Efes Antik kenti ve Meryem Ana’nın evine gittiğini söylememe gerek yok zaten.

Kuşadası’ndan sonraki gün de İstanbul’a vardığımız ve bizim için iniş günü olan gündü. Bu sebeple Kuşadası’ndayken yatağımıza bavullarımıza takmamız gereken oda etiketlerimiz ve nasıl iniş yapacağımıza dair bilgilendirici dokümanlar bırakılmıştı. O gece yarısına kadar bavullarımızı etiketlenmiş şekilde oda kapısının önüne koymamız gerekiyordu. Biz de bu sebeple eşyalarımızı topladık. Gemi saat 10.00 da İstanbul’a vardı. Bizim de en geç saat 9 da odamızı boşaltmamız gerekiyordu. Biz de dediklerinizi yaptık ve odayı boşalttıktan sonra kahvaltıya gittik. Gemi de o sırada boğaza yavaş yavaş giriş yapıyordu. 2 kıtanın buluştuğu bu güzel şehir valla herkesi etkiledi, millet sürekli fotoğraf çekiyordu.

Gemi saat 10 da limana yanaştı aman hemen ineyim diye bir şey de yok bu arada. Gemideki her şey sistematik örneğin bizim gemiden iniş saatimiz 11 deydi ve o zamana kadar bize şu salonda bekleyin dediler. Cidden de saat 11 de ilgili bir kişi inişe kadar bize eşlik ettik. Galataport’ta bavul teslim yerinden bavullarımızı aldık ve tatilimizi resmi anlamda bitirdik.

Bence cruise tatilini deneyimlemek çok keyifliydi ve değişikti. Ayrıca belli şeylerde bize vizyon kazandırdı diye düşünüyorum. Balayı için değerlendirebilirsiniz. Başlarda da yazdığım gibi bence 10 gün uzun bir süre bu işin optimum süresi 5 gece 6 gün. Çünkü belli bir zamandan sonra açık büfedeki yemeklerin bile yeri değişmediği için o robotiklik sizi bunaltıyor. Ayrıca bizim gibi deniz insanıysanız cruise tatili süresi boyunca çok da fazla denize giremeyeceksiniz. Bu sebeple normal bir yaz tatili için cruise düşünmem çünkü denize girmek benim için önemli. Ege & Akdeniz rotasını gördüğümüz için bir daha cruise yaparsak biz Fiyortlara gitmek isteriz.

Umarım yazım cruise tatilini merak edenlere faydalı olmuştur, sevgiler…

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑