Marsilya Gezi Notları

Merhabalar,

Bir beyaz yakalı olarak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü birleştirerek kendime tatil fırsatı yaratmış olmam sizleri şaşırtmadı değil mi? 😅 3 gece 4 günlük tatil için aylar öncesinden Pegasus’un yaptığı bir kampanyadan Marsilya gidiş Nice dönüş uçak biletlerimizi aldık. 2 şehri tek bir yazıya sığdırmak istemediğim için bu yazımda sadece Marsilya’dan bahsetmek isterim.

Perşembe günü yani 1 Mayıs’ta Marsilya’ya gittik, havalimanında çıkış noktasından dışarı çıktık ve sola doğru yürümeye başladık. Buradan şehir merkezinde yer alan tren istasyonuna (Gare de Marseille St-Charles) otobüsler kalkıyor. Bizim dönüşümüz başka şehirden olduğu için biz bileti tek gidiş aldık ve bilet başına 10 Euro verdik, fakat sizin dönüşünüz de yine Marsilya’dan olacaksa gidiş-dönüş bilet almanızı tavsiye ederim çünkü daha ucuzdu. İstanbul’da hava yağmurlu olduğu için buranın sıcakları bize iyi geldi. Hava 24 dereceydi 🤗 Otobüs yaklaşık 20-25 dakika sürdü ve tren istasyonunda indik. Buradan otel yürüyerek 6 dakikaydı, otele gidip eşyalarımızı bıraktık. Üstümüze daha yazlık bir şeyler giyerek Marsilya’yı keşfetmek için otelden çıktık. Önce Eski Liman olan Vieux-Port de Marseille’ya gittik. Marsilya tam bir liman şehri, bu sebeple de tarihi çok eskilere dayanıyor. Foçalılar M.Ö. 6. yy’da bu bölgeye gelip bir koloni şehri kuruyorlar. Bu, Marsilya’ya Fransa’nın en eski şehri olma unvanı kazandırıyor. Koskocaman bir limanı var, limanda biraz yürüdükten sonra öğle yemeği için hızlıca bir şeyler yemek istediğimizden French Burger isimli yere gittik ve 2 adet wrap menü yedik, 17 Euro verdik. Limanda yer alan aynalı yerde biz de fotoğraf çekildik.

Ardından Fort Saint-Jean Kalesi ve MUCEM yani Avrupa ve Akdeniz Medeniyetleri Müzesi’ne gittik. Müzenin içine girmedik ama etrafında dolaştık. Marsilya Katedrali’ne girdik ve büyülendik. 1852-1896 yılları arasında inşa edilmiş olan bu katedral inanılmaz büyük ve gösterişliydi. İçeride mum dikerek dileğimizi diledik, dileğimizin en kısa zamanda gerçekleşmesini umuyoruz. 😅 Sonrasında ise Le Panier isimli Arnavut kaldırımlarından ve rengarenk eski evlerden oluşan mahallenin sokaklarında yürüdük, Gellateria Piccola isimli dondurmacıda dondurma yedik. Öneririz, gayet güzeldi. 4 topu 10 Euroydu.

Marsilya’nın sabunları çok popüler olduğu için renk renk sabun satan dükkanlar vardı. Sabunların tanesinin 3-4 Euro olması biraz üzdü. Ben açıkçası sabun almadım ama hediyelik bir şey almak isterseniz sabun en mantıklısı olacaktır.

Sonrasında Lenche Meydanı’nda oturup birer soğuk bira içtik ve dinlendik. Ardından ana caddelerinden birisi olan (bizim İstiklal gibi) La Canebière’de biraz dolanıp Longchamp Sarayı’na gitmek için yokuş tırmandık. Saray çok güzeldi.

Saray sonrası otele gidip biraz dinlendik, akşam için ise Cours Julien bölgesinde yer alan Massilia Pub’a gittik. Burası daha çok yerlilerin ve gençlerin takıldığı bir bardı. Pizza yedik ve bir şey içtik, 30 Euro verdik.

İkinci gün ise kahvaltı sonrası öğle sıcağı bastırmadan Marsilya’yı kuş bakışı görebileceğimiz Notre-Dame Bazilikası’na gitmek için yaklaşık 40 dakika yürüdük, özellikle yolun son 15 dakikasında baya bir rampa çıktık ama iyi spor oldu. Sonrasında ise tüm Marsilya ayaklarımız altındaydı. Kilisenin içinde biraz dinlendik ve kendimizi geldik. Taş duvarları ve yüksek tavanları sayesinde kilise ve camilerin içlerinin soğuk olması yazın cidden kurtarıcı oluyor.

Ardından gelişin aksine dönüşte yokuş aşağı kendimizi sallandırdık ve Porte d’Aix isimli zafer takını görmeye gittik.

Sonrasında Vieille Charité ye gittik, içerisinin atmosferine bayıldık. Kim bilir bu eski yetimhanede kimler kimler yaşamıştır. Şansımıza buranın içinde yer alan 2 müze her ayın ilk cuması ücretsizdi. Bizler de 2 Mayıs Cuma günü orada olduğumuz için bu 2 müzeyi (Akdeniz Arkeoloji Müzesi & Afrika Sanatları Müzesi) ücretsiz bir şekilde gezme fırsatı bulduk.

Yetimhaneden çıkışta buraların popüler kafelerinden olan Bar des 13 Coins’de bir şeyler içtik.

Öğle yemeği için ucuz olması adına Berliner döner yedik, biraz market alışverişi yaptık. “Normal” isminde buralarda popüler olan genelde kozmetik odaklı ama her şeyi satan mağazadan birkaç parça bir şey aldık. Akşam ise ilk gün yemek yediğimiz bölgeye gittik. Önce bir yerde birer kadeh şarap içtik ama kazıklandık (kadehi 7 Euroydu) sonrasında da bir önceki gün yemek yediğimiz yere giderek orada bir şeyler yedik.

Açıkçası Marsilya ve İtalya sınırına kadar yer alan Fransız Rivierası’nda fiyatlar pahalı. Buraya özgü yemekleri aşağıda sizlerle paylaşıyorum, biz sadece Panisse’yi yedik ama ona da çok bayılmadık. Onun haricinde fiyatlar pahalı olduğu için diğerlerini yemeyi tercih etmedik.

Geleneksel yemekler:

  • Bouillabaisse (Fransız balık çorbası)- restoran menülerinde 35-40 Euroydu 😥
  • Panisse (nohuttan yapılmış bir kızartma)- bayılmadık
  • Et tartar (çiğ kıymadan yapılıyor)- açıkçası merak etmedik
  • Pastis (içki)- herkes bundan içiyordu, anasonlu bir içkiymiş fakat rakıdan sonra buna cesaret edemedik.
  • Calissons: şekerleme- Provence bölgesine özgü badem ezmesi, portakal ve kavun aromalı bir çeşit şekerleme- Paketi 15-20 Euroydu, pahalı diye almadık 😐

Marsilya ile ilgili izlenimlerime gelecek olursam, şehir inanılmaz eski bir şehir. Liman sebebiyle çok fazla yaşanmışlığın var olduğu belli oluyor. Şehrin bir hikayesinin olması bizim hoşumuza gitti fakat inanılmazzz göçmen var. Özellikle Tunus, Fas, Cezayir gibi yerlerden çok fazla göç almış. Açıkçası sokaklarda garip tipler yoktu desem yalan olur. Evsizler yine buranın da sorunu. Aslında bir Avrupa ülkesi gibi değildi bu sebeple çok güvenli bir şehir olduğunu da söyleyemeyeceğim. Bizim başımıza çok şükür ki hiçbir şey gelmedi ama yine de geleceklerin dikkatli olmasında yarar var. Buradan Nice’e geçtikten sonra bir kez daha anladık ki Marsilya cidden bir garipti 😂 Bir kere görmenin bence yeterli olduğu bir şehirdi, açıkçası bir daha gitmeyi tercih etmem ama gidip gördüğüm için de mutluyum. Nice ise apayrıydı, oralara kesinlikle bir daha gitmek, tüm o Côte d’Azur dedikleri Fransız Rivierası’nda yer alan şehirleri tek tek görmeyi isterim. Bir sonraki yazım bu son paragraftan da anlayacağınız üzere hayli beğendiğimiz Nice ile ilgili olacak.

Kendinize şimdilik iyi bakın, sevgiler.

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑