Nice Gezi Notları

Merhabalar,

Bir önceki yazımda 1 Mayıs sebebiyle gittiğimiz Güney Fransa tatilimizin ilk kısmı olan Marsilya’dan bahsetmiştim. Bu yazımda ise Côte d’Azur‘un en popüler yerlerinden birisi olan Nice’i anlatmak isterim.

Biz Marsilya’dan Nice’e trenle geçtik, yolculuk yaklaşık 2 saat 40 dakika sürdü. Tren biletlerini Omio uygulamasından aldık ve online olarak ödeme yaptık. Garda ise QR kodlarımızı okutarak trene biniş yaptık. Marsilya tren istasyonu olan Gare de Marseille St-Charles, New York’daki meşhur Grand Central Station’dan yaklaşık 30 yıl önce yani 1848‘de inşa edilmiş. Bu bilgiden bile Marsilya’nın tarihinin ne kadar köklü olduğunu anlayabiliyoruz. 😂 Tren istasyonu büyük ama karışık değil. Siz aynı uçağa biniyormuş gibi ekrandan treninizi buluyorsunuz ardından da peronunuzu. Örneğin bizim Nice treni B peronundan kalkıyordu. Bu arada şuna da dikkat etmelisiniz, trenin son durağı neyse tren adı da o oluyor. Örneğin bizim trenin son durağı Nice olduğu için ekranda Nice treni yazıyordu fakat biz Cannes’a gitsek de yine aynı trene binecektik ama Nice’e varmadan inecektik. Yani ekranda Cannes’a özel bir tren göremeyecektik. Buna dikkat edebilirsiniz. Bu arada bizim trenimiz acayip eski ve nostaljik bir trendi. Herhangi bir koltuk numarası yoktu sadece sınıflara göre ayrı vagonlar oluyor. Örneğin biz 2. sınıftık, bu sebeple bu sınıfa ait vagonda oturduk. Biletler tren içerisinde kontrol ediliyor, sakın biletsiz binmeyin 🤗

Saat 8 gibi bindiğimiz trenden saat 10.40 gibi indik. Nice’de 2 tane tren istasyonu var, biz son durak olan ve şehir merkezinde yer alan Nice Ville’de trenden indik. Otelimiz istasyona yürüyerek 5-6 dakikaydı. Daha otele giriş saati olmadığı için otelde yer alan paralı dolaplara bavullarımızı bıraktık ve sırt çantalarımızı alarak Nice sokaklarına kendimizi attık. Daha ilk dakikadan Nice’in güzel ve elit bir şehir olduğunu anladık. Marsilya’daki garip tipler burada yer almıyordu. Daha Avrupai bir havası vardı. Önce bir kafede kahve içtik (Americano 3,40, Cappucino ise 4 Euroydu) ardından da sırasıyla Basilique Notre-Dame de l’Assomption, Garibaldi Meydanı ve Vielle Ville yani eski şehri dolaştık. Özellikle eski şehirde inanılmaz bir İtalyan havası vardı. Zaten burası 1861’den itibaren tamamen bir Fransız şehri hâline gelmiş. Daha öncesinde dönem dönem İtalyanların da hakimiyeti varmış. Çoğu kişi bu sebeple İtalyanca da biliyor.

Şehri tepeden görebileceğimiz Colline du Château’ya gittik. Burası koskocaman bir park, içinde şelale de var. Manzarası ise efsane çünkü tüm şehri kuş bakışı görebiliyorsunuz.

Bol bol yürüdükten sonra öğle yemeği için eski şehirde yer alan bir restorana oturduk. Bu bölgenin midyesi popüler olduğu için midye yedik. Sonrasında ise Masséna meydanına gittik, sahil hattı boyunca yürüdük. Hava çok güzeldi, millet valla denize giriyordu. Bizim de aslında deniz kıyafetlerimiz yanımızdaydı ama otel uzak olduğu için git-gel yapmaya üşendik. Baya bir içimizde kaldı denize girmek umarım başka bir zamana o da kısmet olur.

Buranın istiklal caddesi olan Avenue Jean Medecin caddesinde dolaştık. Marketten birkaç parça şey aldık. Eski şehirde yer alan Les Distilleries Idéales isimli mekanda birer bira içtik. Bu bölgede Socca denilen tuzlu krep meşhur sokak lezzetlerinden. Her köşede bir Socca’cı bulabilirsiniz, biz de bir tanesinde yedik. Türkiye’deki sokak lezzetlerine kıyasla bana tadı aşırı hitap etmedi. Ayrıca Pissaladière isimli Soğan, zeytin ve hamsiyle yapılan bir tür pizza da meşhur. Bunun da tadına baktık ama asla beğenmedik. Normal pizza varken pizzada hamsi/ançuez ne alaka sorarım size Fransız dostlar…

Nice’deki ilk günü bu şekilde bitirmiş olduk. İkinci gün ise dönüş günüydü ve hava yağmurluydu. Bu sebeple otelde kahvaltı yaptıktan sonra bavullarımızı hazırladık, çıkış yaptık. Biraz ana caddesinde yürüdük. Sonra da vakitlice havalimanına gitmek için Jean Medecin durağında L2 tramvayına Aeroport yönüne doğru bindik. Burada saçma bir şey oldu, otomattan bilet almak istedik. Normalde bilet 1,70 Euroydu fakat bizim kartımız olmadığı için 2 Euro’da her bir biletten depozito gibi bir şey almak istedi. Biz de yanımızdaki bir Fransız’a sorduk. İngilizce bilmediği için çat pat anlaştık. Kendisi kendi kartını okuttu, biz içine para yükledik ve o şekilde sorunsuz geçtik. Tramvay ile yaklaşık 20-25 dakikada havalimanına vardık. Burada şunu da belirtmek isterim, havalimanında 2 terminal var. PGS ve THY (genelde vize kontrolü olan ülkeler) Terminal 1 den kalkıyor. Bu sebeple biz tramvaydan terminal 1 de indik. Havalimanında uçağımızı bekledik, sorunsuz bir şekilde Sabiha’ya iniş yaptık ve evimize de vararak bir tatili daha noktaladık.

Gelecekte çok yüksek sezon olmayan bir dönemde bu sefer Nice’e uçarak ve araba kiralayarak buradaki şehirleri ve Fransız Rivierası hattını daha detaylı dolaşmak istiyoruz. Bakalım 😍

Bu seferlik de benden bu kadar, bir sonraki yazım iş seyahati sebebiyle gideceğim Varşova ile ilgili olacaktır.

Sevgiler 🎉

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑