Saraybosna Gezi Notları

Herkese merhaba,

Bu yazımda ocak ayının başında yakın arkadaşımla birlikte yaptığımız Saraybosna gezisinden bahsetmek istiyorum. Uzun zamandır görmek istediğimiz bu şehir, kış mevsiminde ayrı bir güzelliğe sahipti.

Biz uçak biletlerimizi yaklaşık iki ay öncesinden Pegasus’un (PGS) kampanyasıyla aldık. Gidiş-dönüş biletler için kişi başı yaklaşık 3.000 TL ödedik. Aldığımız biletlerde bavul hakkı olmadığı için sonradan yaklaşık 1.000 TL civarında ekstra bavul satın aldık. Tüm masrafları topladığımızda uçak biletlerimiz bize gidiş-dönüş toplamda 4.000 TL civarına mal oldu. Açıkçası yurt dışı uçuşları için bu fiyatı oldukça uygun buluyorum. Kampanyaları takip edince gerçekten güzel fırsatlar yakalanabiliyor. PGS kampanyalarını bu yüzden seviyorum 🤗

10 Ocak Cumartesi günü, İstanbul’da soğuk ve yağmurlu bir havada tatil için yola çıktık. Saraybosna’ya indiğimizde ise bizi Balkanların o meşhur soğuğu karşıladı. İstanbul’daki yağmur, Saraybosna’da kara dönüşmüştü. Uçak inişi sırasında yoğun kar yağışı vardı. Görüş mesafesinin oldukça düşük olduğu, pistin karla kaplı olduğu o anlarda pilotumuzu buradan tekrar tebrik etmek isterim. Gerçekten oldukça başarılı ve sorunsuz bir iniş yaptı. Karlı bir Bosna bekliyorduk ama karın bu kadar yoğun, lapa lapa yağacağını hiç tahmin etmiyorduk. İlk anda küçük bir şok yaşadık diyebilirim. Her yer bembeyazdı ve şehir adeta kartpostallık bir görüntüye sahipti. Bosna Havalimanı oldukça küçük bir havalimanı. Bu sayede giriş işlemlerimizi hızlıca tamamladık ve bavullarımızı sorunsuz bir şekilde aldık. Hava durumunu önceden kontrol ettiğimiz için otelin transfer hizmetini ayarlamıştık; iyi ki de öyle yapmışız. Yoğun kar yağışı altında açık alanda otobüs beklemek gerçekten zor olurdu. Transfer aracına bindiğimizde hâlâ durakta bekleyen insanlar vardı, bu da doğru bir karar verdiğimizi tekrardan kanıtlamış oldu. Havalimanından şehir merkezine ulaşım yaklaşık 30–35 dakika sürdü. Yol boyunca her yer karlar altındaydı ve Saraybosna, karın da etkisiyle son derece romantik bir atmosfere bürünmüştü.

Otele eşyalarımızı bıraktık ve kendimizi şehir merkezine attık. Öncelikli olarak merkezde yer alan Change ofislerden paramızı onların parası olan Bosna-Hersek Markı’na (KM) çevirdik. 1 KM yaklaşık 26 TL ve yaklaşık 0,51 Euro bilginize. Sonrasında da açlıktan tansiyonumuz düştüğü için rotamızı hemen börekçiye çevirdik. Buregdžinica Sač isimli börekçiye gittik. 2 porsiyon kıymalı börek (üstüne mutlaka yoğurt döktürün) 2 tane de ayran aldık. Toplamda da 14 KM ödedik. Börek aşırı lezzetliydi, dışı çıtır içi yumuşacıktı. Mutlaka burada börek yiyin, asla pişman olmayacaksınız. Fiyatı da İstanbul’daki bir börekçiye kıyasla gayet iyiydi bence.

Karnımızı doyurduktan sonra şehri keşfetmeye başladık. İlk gün gezdiğimiz yerleri aşağıda paylaşıyorum:

Başçarşı

Tarihi Ahşap Sebil

Kazandziluk (Kazancılar Sokağı)

Sevdah Art House: içeride mutlaka Bosna Hersek kahvesi için, ortam çok güzel ve daha çok yerellerin tercih ettiği bir yer.

Taşlıhan

Gazi Hüsrev Bey Bezistan: kapalı çarşı gibi, magnetler burada kampanyalı satılıyor. Birden fazla magnet alacaksanız buradan alabilirsiniz.

Kutsal Kalp Kilisesi

Ferhat Paşa Caddesi / Ferhadija: Buranın İstiklal Caddesi

Sönmeyen Ateş Anıtı

BBI Centre: AVM

İlk gün tatlı olarak Trdelnik’ten nutella dolgulu tatlılarını aldık. Bu tatlı tarçına bulanmış bir hamurdan oluşuyor, içinde de nutella var. Biz 2 tane aldık ama boyutu büyük olduğu için bence 1 tane alıp 2 kişi paylaşmak en mantıklısı. Fiyatı 10 km, bir kere denemek yeterli. Aşırı sevmedik.

İlk günün akşam yemeğinde de meşhur Ćevapi yani köfte yedik. Biz Ćevabdžinica Zeljo’ya gittik. Porsiyondaki köfte adedini seçiyorsunuz ona göre porsiyon fiyatları değişiyor. Yanında gelen kaymak gibi olan tuzlu şey de bence güzeldi.

Biz oteli bilerek kahvaltılı seçmedik bu sebeple ikinci gün sabah kahvaltısını Kod Punice’de yedik. Buraya kesssiiinnn gitmelisiniz. Buraya gidin ve her şeyden karışık istiyorum deyin (tuzlu kaymak+kuru et+sucuk) aşırı güzel bir sandviç. Ekmeği ayrı şahane, içindekiler ayrı şahane. Bu seyahatimizde yediğimiz en güzel şeydi bence. Fiyatı ise 18 KM. Evet Bosna standartlarına göre biraz pahalı ama çok güzeldi.

Kahvaltı sonrası Viyana kafede kahvelerimizi içtik, ortamı güzel ama kahveleri idare ederdi sonra da teleferiğe yürüdük ve biletlerimizi aldık.

Burada Google maps sizi teleferik bilet satış yeri için mahalle aralarından götürebilir aslında hiç gerek yok. Çünkü o yollar fazlasıyla yokuşlu ve zorlu kış şartlarında yokuş çıkmak demek buz tutmuş yollarda kayıp düşmek demek 😅 bu sebeple siz siz olun mahalle aralarından yürümek yerine köprüden karşıya geçip çocuk parkının sokağından yürüyün karşınızda yukarı çıkan merdivenleri göreceksiniz. O merdivenlerin başına hiç “teleferiğe gider” şeklinde yönlendirme koymamışlar fakat merdivenleri çıkarsanız teleferiği göreceksiniz. Vaktiniz varsa mutlaka binin derim, şehre tepeden bakmak çok güzeldi. Yukarıda bir kahve var. Orada dinlenebiliyorsunuz. Biz karlı bir havada çıktığımız için yukarıdaki kafede sıcak çikolata içtik, ayrı bir keyifti. Biletlerin tanesi turistlere 30 KM (yerellere çok daha ucuz, yanlış hatırlamıyorsam 5 KM) ve kredi kartı da geçiyor. Yukarıda içtiğimiz sıcak çikolata ise 6 KM idi.

Dağ havası da alıp şehre geri döndükten sonra karnımız acıktı ve öğle yemeği için Boşnak mantısı denemeye karar verdik. Bizim mantıcının adı Pazarske mantije idi. Fakat mantıları kızartma gibiydi, üstüne sarımsaklı yoğurt da döktürdük fakat top top şeklinde bizim kızarmış mantı gibiydi bu sebeple de haşlamaya göre tadı biraz ağırdı. Ben geleneksel mantıcı olduğum için açıkçası pek de hitap etmedi. Fiyatı ise çay ile beraber 9 KM idi.

Bu tatil o kadar da yemek odaklı olmasın biraz da kültürlenelim diyerek Ferhat Paşa Caddesi’nin yan sokağında yer alan Museum of Crimes Against Humanity & Genocide müzesine gittik, giriş 30 KM idi. Yine kartla ödeme yapabiliyorsunuz. Müze çok etkileyiciydi, içeride yer alan QR kodlarda Türkçe dil seçeneği de olduğu için çok rahat tek tek yaşanılanlara tanık olduk. Açıkçası bizim yaşımız çok da 93-95 Bosna olaylarına yetmediği için burada yaşanılanları derinlemesine bilmiyorduk. Ben bu tatil öncesinde halkın yaşadıklarını anlayabilmek için Ayşe Kulin’in Sevdalinka isimli kitabını okumuştum. Sizlere de bu kitabı öneririm. Bosna halkı gerçekten de Sırplar tarafından açıkça soykırıma uğramış bir halk, geçmişte yaşadıkları şeyler o kadar üzücü ve bir o kadar kan dondurucu ki. Müzede yer alan bir odada buraya gelenler Bosna halkına ve geçmişe notlar bırakmışlar. Bu notlar arasında aşağıdaki yazıyı görmek beni çok gururlandırdı. Atatürk gibi vizyoner bir lidere sahip olduğumuz için çok şanslıyız.

Çok yakın geçmişte bu kadar acılar yaşamış bir halkın hala Bosna topraklarında Sırplar ve Hırvatlarla bir arada yaşamaları da gerçekten çok değişik bir olay. En merak ettiğim konu gerçekten bu oldu ama tutup da sokakta gördüğüm herhangi bir Boşnak’a bunu soramadım tabii.

Soykırımı yaşamış bir toplumun günümüz olaylarına kayıtsız kalmaması da beni ayrıca etkilendi. Aşağıdaki gördüğünüz ilanı birçok yerde gördük.

Bence müze içerisinde kaloriferleri bilinçli bir şekilde yakmadıkları için müzenin içi aşırı soğuktu bu sebeple de donduk. Müze sonrası otele gidip biraz dinlendik, sonrasında da yemek öncesi tatlı & çay yapmak için buranın yerel pastanelerinden bir tanesi olan Badem’e gittik. Sallama da olsa yurt dışında çay içmek benim gibi çayı seven ve arayan kişiler için güzel oluyor.

Tatlı keyfi sonrası akşam yemeği için BarSa – Pizzeria isimli restorana gittik. Pizza ve şarap keyfi yaptık. Ardından da hemen yanında yer alan bara gittik ve bir şeyler içtik. Canlı müziğin de olması çok güzeldi. Menüde Bosna birası olmadığı için Hırvat birası içtim, tadı normaldi ama fıçı olması güzeldi, ben mekanlarda olabildiğince fıçı içmeyi seviyorum. Şişe biralar bana tat olarak daha ağır geliyor sanki. 50 lik fıçı bira 5 KM idi yani 2,50 Euro ve gerçekten Avrupa ülkelerinde bu fiyata bira bulmak oldukça zor.

Üçüncü ve dönüş günümüzde de kahvaltımızı meşhur fırın Imaret’ten aldık. Sosislisi güzeldi bence, içeride bir sürü tatlı ve tuzlu seçenek var. Buralara gelmişken bence bu fırına da bir şans verin.

Gelelim bu seyahatin üçüncü en güzel lezzetine, ilk ikisini şöyle bir hatırlatmak isterim. İlki Kod Punice’deki sandviçti, ikincisi Kıymalı börekti, üçüncüsü ise Puffy Lil’ de yediğimiz pankekti. Yumuşacık ve sıcacıktı. Kendi damak tadınıza göre porsiyonunuzu kişiselleştirebiliyorsunuz. Dükkanda çalışan kız da çok sıcakkanlıydı. Biz buraya bayıldık.

Son günümüzü daha çok alışverişe ayırdık. Hem Dm market’ten alacaklarımızı aldık hem de peynir ve şarküteri pazarından evdekilere birkaç değişik lezzet aldık. Açıkçası sandviç içinde yediğim kuru eti beğensem de buradan aldığım eti biraz sert buldum.

Mostar’a gitmeyi planlamıyorsanız, Saraybosna için 2 gece 3 gün hatta biraz fazla bile sayılabilir; 1 gece 2 gün için bile rahatlıkla tercih edilebilir. Eğer Mostar da rotanızdaysa, en az 2 gece kalmanızı öneririm. Biz zorlu kış şartları nedeniyle Mostar’a gidemedik ama daha önce bir kez gitmiştim; en az bir kere mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Bosna’da bazı noktalarda sadece nakit ödeme geçiyor, kart kullanımı çok yaygın değil. Bu nedenle gitmeden ya da şehirdeyken mutlaka para bozdurmanızı tavsiye ederim. Şehir bana göre oldukça güvenliydi. Bizim başımıza hiçbir olumsuzluk gelmedi, tekinsiz bir durumla da karşılaşmadık. Tek başınıza bile rahatça gezebileceğiniz, kompakt ve kolay bir şehir. Özellikle ilk kez yurt dışına çıkacaklar için çok uygun bir rota olduğunu düşünüyorum: Hem vizesiz, hem Türklere karşı oldukça sıcaklar, hem de damak tadımıza çok uygun lezzetler var.

Bizim deneyimlerimiz bu şekildeydi, yazımın sonunu bu tatlı kupa ile bitiriyorum. Dükkan kapalı olduğu için bu kupayı alamadım ve aklım aşırı kaldı. Siz buralara giderseniz ve bir kara kedi sahibiyseniz mutlaka alın 🤗

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑