Ferrara Gezi Notları

Merhabalar,

Canım arkadaşımın yüksek lisans tez savunma sınavı ve mezuniyeti için İtalya’ya yolculuğumu bu yazıda sizlere anlatacağım. İşten 2 gün izin alarak hafta sonuyla iznimi birleştirdim ve 4 gün 3 gece İtalya’ya gittim. Bu yazımda sizlere Bologna uçuşumdan, Ferrara’dan ve İtalya’daki yüksek lisans tez savunma sınavı deneyimimden bahsedeceğim. Bu yazım diğer gezi notlarından farklı olarak daha çok dijital günlük gibi olacak çünkü sağanak yağmurdan dolayı Ferrara’yı pek hakkıyla gezemedim.

Perşembe günü Sabiha Gökçen’den Bologna’ya uçtum, bir önceki yazımı okuyanlar bilir. 2 yıllık schengen vizem eski pasaportumda kaldığı için ülkeye giriş konusunda biraz tereddütlüydüm. Ya beni sınır dışı ederlerse diye bir tık endişe ediyordum. Fakat yeni pasaportum, vizemin olduğu eski pasaportum ve her ihtimale karşı yanıma aldığım evlilik cüzdanımla beraber ülkeye sorunsuz bir şekilde giriş yaptım. Perşembe olmasına rağmen Bologna havalimanında birazcık pasaport sırası vardı. Pasaport kontrolünden sonra valimizi aldım. Okuduğum bilgilere göre Bologna şehir merkezine otobüsler de gidiyordu fakat arkadaşım en hızlı olan yolun Marconi Express olduğunu söyledi. Bu sebeple ben de paraya kıydım ve Marconi Express’e bindim. Tek yön bilet 12.80 Euro, çift yön ise 23.30 Euro idi (30 gün geçerliliği var). Ben daha uygun diye gidiş dönüş biletimi aldım ama dönüşte biletimi kullanamadım, detayları az sonra aktaracağım.

Marconi Express hava ray gibi 7 dakika gibi kısa bir sürede Bologna’nın şehir merkezinde bulunan tren istasyonuna sizi götürüyor. Yalnız kutu gibi bir tren ve roller coaster gibi aşşıırrıı hızlı gidiyor bu sebeple siz benim gibi yapmayın ve tren kalkarken bir yerlere tutunun. Ben telefona bakıyordum ve resmen hızdan yamuldum 😅 Cidden 7 dakika için baya baya pahalı bir hizmet. Ben zaten Bologna’dan trenle Ferrara’ya gideceğim için hava rayın beni tren istasyonunda bırakması süper oldu. Hava raydan inince istasyonda bulunan Trenitalia bilet otomatlarından Ferrara için tren biletimi aldım. Neredeyse yarım saatte bir tren vardı. Regionale trenini 5.20 Euro almanızı öneriyorum. Diğer tren hızlı tren ve 20 küsür Euro. Ferrara için (yaklaşık 40 dakika sürüyor) hızlı tren almak çok saçma olacaktır. Biletin üstünde hangi perondan kalkacağı yazmıyor bu sebeple sizin tren kalkış ekranına bakmanız gerekiyor. Bu tren aslında Venedik treni fakat yolda Ferrara’ya da uğruyor. Ben saatli tren bileti aldım diye bir de istasyonda bulunan makinelerde biletimi okutmadım/doğrulamadım fakat arkadaşım okutmanın daha iyi olabileceğini söyledi. Diğer türlü biletçi isterse okutmadığım için gıcıklık yapıp ceza kesebilirmiş bu sebeple siz kendinizi garantiye alın ve trene binmeden biletinizi ayrıca bir de okutun.

Tren yolculuğu 40 dakika sürdü. Normalde Avrupa’da trene binmek bana huzur verir ama bu sefer şansıma pek de huzurlu bir yolculuk olmadı çünkü oturduğum bölüme ve tam da çaprazıma sarhoş bir siyahi bindi. Elinde hem şarap hem de bira şişesi vardı ayrıca millete resmen laf atıyordu. Türkiye’de olsa adamı ya döverlerdi ya da zorla indirirlerdi ama burada halk resmen adamla muhatap olmadı ve sarhoş adam kendi kendine konuştu, bağırdı vs. Tren görevlisi biletini sordu ama tabii bileti de yoktu. Neyse sonra kibarca bir sonraki istasyonda trenden indirildi ama onun gürültüsü yüzünden tedirgin oldum, ya bana da laf atarsa vs diye müzik bile dinleyemedim. İtalya Avrupa ülkesi olsa bile kesinlikle bir Almanya ya da kuzey ülkeleri gibi değil. Bir kere güvenlik büyük bir sorun. Hırsızlık & kapkaç aşırı yaygın, ayrıca ırkçılık yapmak istemiyorum ama zamanında aşırı göç almış ve bazı göçmen grupları cidden belalı tipler…

Bu maceranın sonunda (tüm maceralar burada bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz 🤗) Ferrara tren istasyonunda indim ve çocukluk arkadaşımla (20 yılı aşkın süredir tanışıyoruz şaka maka) istasyonun önünde buluştuk, sarıldık, koklaştık 😍 En son benim düğünümde görüştüğümüz için özleşmiştik, yürüyerek onun öğrenci evine gittik. Biraz dinlendikten sonra kırtasiyeye giderek kaplattığı tezini teslim aldık. İtalya’da tezinin kapak rengini sen kendin seçebiliyormuşsun, yaklaşık 20 adet renk varmış ve dilediğini seçmek senin özgürlüğüne kalmış. Türkiye’de ise kendi tez sürecimden de bildiğim üzere her üniversitesinin kendi rengi var ve ancak o renk ile tezi kaplatabiliyorsunuz. Neyse biz ertesi gün tez savunma sınavı olacağı için akşam tezinin ve sunumunun üstünden geçtik, eve pizza söyledik. Bana tezini anlattı, hayatımda ilk defa duyduğum teknik kelimelerle adeta beni aydınlattı.

Cuma günü yani ertesi gün sabah baya erkenden kalktık, hazırlandık. Tez savunma sınavı Bologna’da olduğu için (yüksek lisansını Bologna Üniversitesi’nde yapıyor) trenle Bologna’ya gittik ve istasyondan otobüse binerek üniversiteye ulaştık.

Sınav öncesi okulun kantininde kahvaltı yaptık ardından da sınavın yapılacağı yere geçtik.

Tez savunma sınavı derslikte yapıldı (benimki dekan yardımcısının odasında yapılmıştı) bu sebeple dersliğe girip sınavı izleyebileceğiniz geniş bir alan vardı. Biz de içeri girdik ve sunumu izledik. Canım arkadaşım tezini gayet güzel bir şekilde savundu ve başarıyla yüksek lisansını tamamladı. İtalya’da mezun olduğunuzda (lise, üniversite vs fark etmiyor) defne yapraklı taç takıyorsun ve mezun olduğunuz gün o taçla dolaşıyorsunuz. Romalılardan gelen bir gelenek sanırım çünkü defne yaprağı Roma döneminde zaferi temsil ediyor diye biliyorum. Tez savunma sınavı da başarıyla bitince sıra bu güzel haberi kutlamaya geldi. Arkadaşım Ferrara’da bir otelin salonunu kapatmıştı. Hem staj yerinden hem de yüksek lisanstan arkadaşları buraya kutlamaya geldi. Biz de ailesi ve yakın arkadaşları olarak ona geceye hazırlanması için yardım ettik. Otelin salonunu sadece kullanmak için kapattığından tüm yemekler ve içecekler bizdeydi. Türk-İtalyan aperativo tadında bir konsept ile yiyeceklerimizi hazırladık. Şaka değil Ferrara’da kısır, havuç tarator, simit arası ezine, zeytin ezmeli kanepe, zeytinyağlı barbunya yaptık. Ayrıca ıspanaklı börek (hazır) ve zeytinyağlı sarma (İstanbul’dan getirildi) ile de Türk yemekleri tarafını şahlandırdık. Aperativonun İtalyan tarafı için ise arkadaşımın ev arkadaşı elleriyle pizza yaptı ve efsaaannee bir tadı vardı. İçki seçeneği ise şarap ve rakıydı 🎉 Hem Türkçe hem de İtalyanca şarkılar çaldı, hem dans ettik hem şarkı söyledik. Özetle çok tatlı bir ortamdı.

Cumartesi günü ise biraz geç kalktık, maalesef ki Ferrara’yı gezeceğim tek gün olan cumartesi gününde tüm gün aralıksız yağmur yağdı. Öyle bir yağmur yağdı ki Bologna bölgesindeki çoğu yol çöktü ve sel oldu. Sel maceramı en sona saklıyorum. Neyse biz pes etmedik ve şemsiyelerle Ferrara’yı dolaştık.

Ferrara’nın merkezinde bir kalesi bulunuyor. Bu kale sanırım İtalya’da bulunan ve etrafı suyla çevrili olan tek kale. Gerçekten de çok ihtişamlıydı. Gezdiğimiz süre boyunca sürekli dışarıda kalırsak sıçana döneceğimiz için biraz dışarısı biraz içerisi şeklinde günü organize ettik. Hem Ferrara sokaklarında dolandık hem de mağazalara ve müzelerin dükkanlarına bakındık. Flying Tiger’da yine kendimi kaybettim. İstanbul’a açılsa bile daha gidemediğim için hala yurtdışı demek benim için Tiger, DM ve Primark demek 🙌 İtalya’da çoğu restoran akşam 7 den sonra açıldığı için ve bizim de 4 gibi karnımız acıktığı için poke bowl satan bir yere girdik. Poke bowl olayına bayıldım ya tam benlik her şeyden azar azar ve karışık bir tabak. Keşke Türkiye’de de yaygın bir şey olsa… Karnımızı da doyurduktan sonra yavaş yavaş yürüyerek evin yolunu tuttuk.

Akşam ise yağmur o kadar şiddetli yağdı ki evde takılmayı tercih ettik, en son yatakta çekirdek çitleyerek İtalyan kanallarında zap yapıyorduk.

Pazar günü ise benim yurtdışında yaşadığım en maceralı güne uyandık. Sabah bavulumu da alarak önce bir markete gittik. İtalya’dan Türkiye’ye götürmek için peynir, makarna vs aldık. Ayrıca bavulumu uçak altına vereceğim için markette duty freeden daha ucuza satılan viskilerden bir adet canım kocama aldım. Siz siz olun eğer uçak altı bavul hakkına sahipseniz mutlaka marketten içki fiyatlarına bakın. Yüzde yüz duty freeden daha ucuz oluyor. Akabinde kruvasanlarıyla ünlü Kristall Bakery’e gittik. Pazarları çoğu yer kapalı olduğu için burası baya kalabalıktı.

Bir güzel kahvaltımızı da yaptıktan sonra sıra vedalaşmaya gelmişti. Uçağım 15.40’ta idi. Ben de 12.10 trenine binerek Bologna’ya doğru yola koyuldum. Gelişimin aksine dönüşte tren çok sakindi. Başıma geleceklerden habersiz müzik dinleyip manzaraya karşı hayallere daldım. Saat 12.40 gibi Bologna tren istasyonuna ulaştım. Marconi Express için tabelaları takip ettim ve bir anda karşılaştığım manzara ile şok oldum, resmen başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Tren için inanılmaz ama inanılmaz bir sıra vardı ve ortamda kaos hakimdi. İlk başta sıra belki erir diye insanları yara yara en arkaya gittim ama sırada abartmıyorum en az 300 kişi vardı bence.

Anormal bir durum olduğu belliydi ama ilk başta biraz sırada bekledim, bir ümit belki ilerler diye ama 15 dakikanın sonunda hiç ilerlemediğini görünce saat 13.00 gibi sıradan çıktım. Arkadaşımın tavsiyesi üzerine diğer çıkışta yer alan taksi durağına yürüdüm fakat orada da sıra vardı. En az 30-40 kişi önümdeydi. Yapacak başka bir şey olmadığı için taksiyi beklemeye başladım. Önümde 7 kızdan oluşan bir İspanyol grup vardı onların da uçağı 14.40’ta idi fakat onların bavulu yoktu. Benim bir de bagaja verecek bavulum olduğu için en geç 14.40’ta havalimanında olmam gerekiyordu. Neyse biz taksi beklemeye devam ettik, üstüne bir de yağmur yağmaya başladı. Bir yandan soğuk hava, bir yandan yağmur, bir yandan uçağı kaçıracağım korkusu… Yarım saat kırk dakika falan sonra taksi geldi. Şansımıza vito gibi bir araba geldi ve 8 kişilikti ben de önümdeki ekibe katılarak onlarla beraber vitoya bindim. Taksiye binince olay anlaşıldı, aşırı yağmurdan dolayı havalimanına giden yollarda büyük sorunlar varmış sadece tek bir yol açıkmış. Bu sebeple taksici havalimanı yolunda da trafik olabilir dedi. Cidden de kilometreler azaldıkça dakikalar çoğalıyordu. Otobanda bir noktadan sonra dura kalka ilerlemeye başladık. Taksici sizi otobanda bırakamam dedi o sebeple beklemeye devam ettik saat 14.15 oldu, kızların uçağı 14.40’ta ve havalimanına hala 1 km yol varken biz dura kalka ilerliyorduk. Otobanda yürüyen insanları da görünce kızlar bir şekilde şoförü ikna etti ve biz araçtan indik. Bu yolculuk için 7 Euro verdim. Tek şansım cidden kalabalık bir grup halinde parayı paylaşmamızdı. Yoksa bu yolculuğun parası beni baya bir üzebilirdi.

1 kilometre yolu otobanda bavulumu çekiştire çekiştire yürüdüm ve sonunda havalimanına ulaştım. Havalimanı da mahşer alanı gibiydi. Hemen bavulumu teslim ettim ve biletimi aldım. Anormal bir durum olduğu için uçak saati yaklaşan uçuşları sesli bir şekilde anons ediyorlardı. Sabiha Gökçen anonsunu duyunca hemen beni sıranın önüne geçirdiler ve ben bir şekilde uçağa yetiştim ve koltuğuma oturdum. Yaşadığım korku ve adrenalin dolu dakikalarda anlamamıştım ama koltuğa oturduğumda hem baya terlemiştim hem de aşırı üşümüştüm. Tabii tüm bu maceradan sonra eve dönünce hastalandım…

Ama iyi ki uçağı kaçırmadım, eğer kaçırsaydım o gün bir sonraki uçak 11 bin küsür TL ye İstanbul Havalimanınaydı. Ona da bence bilet bulamayacağım için tekrar Bologna’ya geri dönmem gerekiyordu o da ayrı bir işkence olacaktı. Bu sebeple siz siz olun bütün ihtimalleri düşünerek havalimanına erkenden gidin. Ben 12 değil de 11 trenine binseydim bu kadar telaşlanmayacaktım. Bologna Havalimanı zaten küçük ne olacak ya dedik ama evdeki hesap çarşıya uymadı.

Özetle keyifli ama bir o kadar da yorucu bir 4 gün geçirdim ve pazar akşamı eve varınca bavulumu vs boşaltıp kendimi dinlenme moduna aldım.

Yazımın sonuna gelmiş bulunuyoruz, buraya kadar okuduğunuz için çokça teşekkürler..

Başka yazılarda görüşmek üzere, ciao ciao…

Ferrara Gezi Notları” için bir yorum

Kendininkini ekle

  1. Balkıcım….

    Yaşadığımız heyecan dolu günleri çok güzel kaleme almışsın. Ayrıca gelerek hem renk kattın, hem bizlere çok yardımcı oldun, eksik olma. Dönüşün maalesef çok problemli oldu ama şükür mutlu sonla bitti. Sevgiler.

    Beğen

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑