Merhabalar,
2026 yılının mart ayında Madrid’de gerçekleşecek Shakira konseri için ön satışta bilet kovalamış, tam bir saat online bilet kuyruğunda bekledikten sonra sıra bana geldiğinde biletlerin tükendiğini görmüş ve “Neyse, bir daha bakarım.” deyip o akşam yatarken son bir kez şansımı denemiştim. Ve, akşam sisteme baktığımda 2 tane bilet bulmuştum 😍 Böylece aslında sadece bir konser için çıktığımız yolda, ilk kez gittiğimiz Madrid’i keşfetme ve bu şehirde birkaç gün geçirme fırsatı bulduk. Şimdi de hem Shakira konseri deneyimimizi hem de Madrid’de geçirdiğimiz günleri anlatmak istiyorum.

Hazır gitmişken Madrid’i hakkıyla gezmek adına biz 2 gün izin alarak cuma Madrid için yola çıktık ve pazartesi ülkeye döndük. 3 gece 4 gün eğer sadece Madrid’i dolaşacaksanız bence ideal bir süre. Madrid’e uçuş yaklaşık 4 saat sürüyor bu sebeple aslında çok da yakın bir rota değil o sebeple gitmişken biraz daha ülkede kalmak mantıklı olabilir. Havalimanına indikten sonra metro ya da otobüs ile şehir merkezine geçebilirsiniz. Bir acemilik yaparak tabelalarda direk BUS yazısını görünce otobüse yöneldik fakat cuma iş çıkışı trafiğine yakandık ve baya trafikli bir yolculuk geçirdik. Otobüs bileti kişi başı 5 Euroydu, otobüsün içinden ya da otobüs durağının oradaki makineden kart ya da nakitle alabiliyorsunuz. Otobüs sonrasında otele gitmek için bir de tren aktarması yaptık ve sonunda otele ulaştık. Otelimizin adı Piramides di. Hemen Piramides tren/metro durağının dibindeydi. Biz konser şehrin güneyinde yapılacağı için rahat olması adına şehir merkezinin güneyinde yer alan bir oteli tercih ettik. Eşyalarımızı otele bıraktık, İstanbul’da hava yağışlı olmasına rağmen Madrid 30 dereceydi bu sebeple daha yazlık kıyafetler giyerek şehri dolaşmaya başladık. Şehir merkezine varmadan çok aç olduğumuz için 100 Montaditos isimli bir biracıya oturduk. Yerellerin takıldığı bir mekandı. Kafamız kadar fıçı bira 2.50 Euroydu, Avrupa standartlarına göre bile çok uygun bir fiyattı bizce. İki bira bir de ortaya İspanyolların meşhur tapaslarından Patatas Bravas aldık ve afiyetle yedik. Arkadaşlar bu tapas aslında bizdeki meze gibi, yani bir porsiyon almak yerine bu millet küçük küçük tabaklarda farklı lezzetler denemek adına bu tapas kültürünü çıkarmışlar. Bize çok da yabancı olmayan bir kültür. Örneğin menüye bakıyorsunuz ve bir ahtapot söyleyeceksiniz ya porsiyon olarak söyleyebilirsiniz ya da tapas. Tapas daha küçük bir tabakta servis ediliyor, porsiyon olarak daha küçük dolayısıyla da fiyatı daha uygun. Biz bu kültürü sevdik. Her oturduğumuz yerde yeni bir lezzet denemek adına tapas yedik. Patatas Bravas aslında oldukça basit bir yemek: elma dilimi ya da küp şeklinde kızartılmış patateslerin üzerine acı bir sos ve bazı yerlerde aioli sosu ekleniyor. Aioli; görünümü ve kıvamı mayoneze benzeyen, ancak temelinde yoğun sarımsak ve zeytinyağı bulunan, Akdeniz kökenli klasik bir dip sos. Tabii her yerde aioli kullanılmıyor.
Ama bence Patatas Bravas’ın asıl olayı nerede yediğiniz. 😄 Örneğin biz 100 Montaditos’ta yediğimiz Patatas Bravas’ı çok sevdik. Başka bir yerde denediğimiz ise tam bir hayal kırıklığıydı; patatesler çıtır değildi ve fazla yağ çekmişti. Yani malzeme basit olsa da iyi bir Patatas Bravas yapmak, düşündüğümüz kadar kolay değilmiş.
Bir şeyler yiyip karnımızı da doyurduktan sonra şehri keşfetmeye başladık. Gün gün nerelere gittik diye yazmayacağım genel olarak aşağıdaki listeyi dikkate alabilirsiniz.
Plazo Mayor: Güzel bir meydan
San Miguel Pazarı: Yemek pazarı- tatlı, tuzlu, alkol, kahve ne ararsanız var.
Air Crash Sculpture: Binanın üzerinde yer alan bir heykel, cennetten düşmüş bir meleği sembolize ediyor.
Calle Mayor: Güzel bir cadde
Puerta Del Sol: Burası da meydan, Meydanda bir de Antonio Navarro Santafé’nin 1967 tarihli ünlü bir heykeli var. İsmi El Oso y el Madroño.

Kilometre Zero: Yine meydanda yer alıyor. Bu işaret İspanya’da mesafelerin ölçülmeye başlandığı noktaymış.
Kraliyet Sarayı: Online olarak tarihli ve saatli bilet almanızı öneririm, kapıda bilet sırası uzun oluyor. İçerisi güzel, bence gelmişken ziyaret edilmeli.


Almudena Katedrali: Kraliyet sarayının yanında yer alıyor, içeriye giriş ücretsiz. Mutlaka girin derim.

Sabatini Bahçeleri: Burası da kraliyet sarayının diğer yanında yer alıyor. Güzel bir park. Fotoğraflarda arkada saray da çıktığı için güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Debod Tapınağı: Zamanında İspanya’nın Mısır’a yardımları sonucu Mısırlıların ülkeye hediye ettiği ve Mısır’dan getirilen bir tapınak, görülmesinde fayda var.

Gran Via: Her şehrin bir İstiklal Caddesi vardır. Burası da Madrid’inki. Sağlı sollu güzel mağazalar var. Özellikle buradaki Primark çok büyük ama aşırı da kalabalık. Tüm Inditex grubu İspanyol olduğu için hepsinin mağazasını görebilirsiniz. Uniqlo’da burada mevcut. Ben basic t-shirtlerine bayılıyorum, 14.99 Euro bir t-shirt için pahalı fakat aşırı kaliteli oluyorlar ondan her gittiğim ülkede Uniqlo varsa 1 adet t-shirt almaya çalışıyorum.
Metropolis Binası: Gran Via’nın en sonunda yer alan çok güzel bir bina.

Retiro Park: Yine Madrid’lileri kıskandığım o an, şehrin içinde herkesin “yürüyerek” ulaşabileceği süper bir parka sahipler. Tüm Avrupa şehirlerinde böyle parklara ulaşım çok rahatken neden bizim ülkemizde yoklar diye her seferinde düşünüyorum. İstanbul’da yeşil bir yer görebilmek için ya sahile gitmeniz gerekiyor ya da arabayla ormanlara. Şehrin göbeğinde yürüme mesafesinde böyle parklar yok. Her seferinde gerçekten çok özeniyorum.

Prado Müzesi: Hemen parkın arkasında yer alıyor. Online olarak bilet de alabiliyorsunuz. Ayrıca biz içine girmediğimiz için yanlış bir bilgi vermek istemem ama internette, kapanışa 2 saat kala girişlerin ücretsiz olduğunu görmüştüm. Ben aslında gelmişken girmek istiyordum, eşim pek oralı olmadı. 😄 Öncesinde bilet almadığım ve kapıda da kuyruk olduğu için “nasıl olsa kapanışa doğru ücretsiz gireriz” diye düşünmüştüm. Fakat kapanış saatlerine yakın tekrar o civarda olamadığımız için maalesef bu müzeyi gezemedik. Aslında biraz ısrar etsem eşimi de ikna ederdim ama ben de çok ısrarcı olmayınca, “gireriz, gireriz” derken müzenin içini göremeden ülkeye döndük. 🙈
Müzeye giremedik ama Madrid’e gitmişken bir de flamenko gösterisi izlemek istediğimiz için önceden online olarak biletimizi almıştık. Madrid’de flamenko gösterisi yapan çok fazla yer var ve bazıları gerçekten oldukça pahalı. Biz gösteriye çok yüksek bir bütçe ayırmak istemediğimiz için yemekli seçenekler yerine, 1 içkinin dahil olduğu bir bilet tercih ettik. Gösteriyi La Cueva de Lola’da izledik. Mekanın mağara gibi olması oldukça hoştu ve farklı bir atmosferi vardı. Gösteri yaklaşık 1 saat sürdü ve genel olarak biz beğendik. Bilet fiyatı, 1 içki dahil kişi başı 32 Euro’ydu. Biz de içecek olarak sangria tercih ettik. Madrid’de yapılabilecek keyifli etkinliklerden biri oldu. 💃🏻🍷

Alışveriş anlamında size bu mağazaları öneririm:
• Ale-hop: Flying Tiger gibi, ıvır zıvır bir dolu şey var.
• Primor / Druni: İkisi de parfumeri ayrıca eczane ürünleri de satıyor. Ben parfümümü Duty Free’den çok daha uygun fiyata burada buldum ve aldım.
• Primaprix: Fransa’daki normal isimli mağazalar gibi. Kozmetik, bakım, yiyecek, içecek. Her şey var. Böyle mağazaları ben seviyorum.
Yiyecek anlamında da bunlara şans verebilirsiniz: Patatas bravas, croquetas, Bocadillo de Calamares, Churros, Tortilla Española ve Empanadas.

Restoran olarak bu yerlere gittik. La Pulperia de Victoria, La Cabaña Argentina. Biri İspanyol diğeri Arjantin mutfağıydı. Öneririz, 2 sine de online rezervasyon yapılıyor.
Şimdi ise gelelim biraz Shakira’dan bahsetmeye. 💃🏻
Sırf Shakira’nın konserleri için Madrid’de boş bir arazinin üzerine özel bir konser alanı kurulmuş. Shakira burada toplam 10 konser verecek ve her konserde yaklaşık 50 bin kişinin olması bekleniyor. Konser alanı şehir merkezinden oldukça uzaktaydı. Biz şehir merkezinden gitmek için trenle yaklaşık 50 dakika boyunca 2 aktarma yaptık. Trenden indikten sonra da yaklaşık 20 dakika yürüdük. Açıkçası ulaşım biraz uzun sürdü ama organizasyonun daha en başından itibaren ne kadar profesyonel olduğunu görünce buna değdiğini düşündük. Herkes bilet kategorisine göre ayrı girişlerden alınıyordu. Biz de kendi kategorimizin girişinden girdikten sonra bileğimize bir bileklik taktılar. Ayrıca konser sırasında ışık verecek ayrı bir bileklik daha verdiler. Konser alanına girmeden önce oldukça geniş bir ortak alan oluşturulmuştu. Burada çeşitli etkinlikler, yeme-içme alanları ve oturup vakit geçirebileceğiniz bölümler vardı. Biz de aç olduğumuz için önce buradaki yiyecek alanından 15 Euro’ya bir pizza aldık. Sonrasında içecek almak için sıraya girdik ama içecek fiyatları gerçekten uçuktu. 😅 Büyük bira 13,50 Euro, küçük bira ise 7 Euro’ydu. Ayrıca bardak için 3 Euro depozito alıyorlardı. Bardaklar Shakira temalıydı ve oldukça güzeldi. İsterseniz konser sonunda bardağı geri verip 3 Euro’nuzu alabiliyorsunuz, isterseniz de anı olarak saklayabiliyorsunuz.

Konserin yapılacağı pist alanı saat 18.00’de açılıyordu. Konserin 20.30’da başlaması ve bizim de oturmalı biletimiz olması nedeniyle biz yaklaşık 18.30’da konser alanına geçtik. Yemeğimizi ve içeceğimizi aldıktan sonra biraz vakit geçirdik ve 20.00 gibi pist tarafındaki yerimize geçtik. Burada da yerimizi bulmak son derece kolaydı. Çok fazla görevli vardı ve herkes yönlendirme konusunda oldukça yardımcı oluyordu. Özellikle İstanbul’da gerçekleşen Justin Timberlake konserindeki organizasyon sorunlarından sonra bu kadar profesyonel bir konser organizasyonu görmek bizim için ayrıca güzel oldu. Shakira yaklaşık 20.50’de sahneye çıktı. Üstelik sahneye doğrudan çıkmak yerine seyircilerin arasından yürüyerek geldi. Biz oturmalı bilet almıştık ama tribünlerde bile herkes konseri ayakta izliyordu. Shakira yürüyerek sahneye çıktığı anda bir anda bütün alan karanlığa büründü. Ardından müzik başladığında bize verilen ışıklı bileklikler aynı anda yanmaya başladı. Bileklikler konser boyunca müziğin ritmine göre yanıp söndü ve renk değiştirdi. Özellikle bütün konser alanında 50 bin kişinin bilekliklerinin aynı anda yanması gerçekten çok etkileyiciydi. Bence konsere ayrı bir atmosfer kattı ve bizim en sevdiğimiz detaylardan biri oldu. ✨

Konser boyunca ışıklı kıyafetleri olan görevliler de etrafta dolaşıp su satıyorlardı. Eğer size verilen temalı bardağı hemen geri vermezseniz, bu görevlilerden ayrıca su da alabiliyorsunuz. Konser yaklaşık 23.00 gibi sona erdi. Ancak 50 bin kişinin aynı anda alandan çıkacağını düşünerek son iki şarkıda konser alanından ayrıldık ve tren istasyonuna doğru yürümeye başladık. Böylece çıkış kalabalığının biraz olsun önüne geçebildik. Bu arada konser öncesinde benim yaptığım küçük bir hazırlık da işimize yaradı. Shakira’nın daha önce Amerika’daki konserlerinden birinin kaydını YouTube’dan izlemiştim. Orada söylediği şarkıları da Spotify’da bir çalma listesine eklemiştim. Madrid konserinde de şarkı sıralamasının aynı olduğunu gördük. Yani siz de bizim gibi konser bitmeden çıkmayı düşünüyorsanız, Waka Waka’dan sonra çıkabilirsiniz. 😄 Ben aşağıya konser öncesinde hazırladığım Spotify çalma listesini de bırakıyorum. Böylece gitmeden önce şarkılara biraz aşina olabilirsiniz. 🎶
Shakira Las Mujeres Ya No Lloran World Tour konser çalma listesi: https://open.spotify.com/playlist/2pymrERX8KxD6rMgvPAef1?si=1932c91793884ed8
Shakira 49 yaşında olmasına rağmen gerçekten inanılmaz bir konser performansı sergiledi. Sahnedeki enerjisi, dansları ve performansı boyunca hiç düşmeyen temposu bizi çok etkiledi. Konser çıkışında birbirimize “İyi ki gelmişiz.” dedik. Gerçekten çok keyifli bir konser geçirdik. ❤️

Biz Shakira’nın Madrid’deki ikinci konserine gittik. Bildiğim kadarıyla ekim ayında Madrid’de konserleri devam edecek, yıl sonuna doğru ise Mısır’da da bir konseri olacak. Shakira’yla çocukluğunu geçiren, şarkılarıyla büyüyen ve bir gün onu canlı izlemek isteyen herkesin imkânı varsa bu deneyimi yaşamasını gerçekten çok isterim. Yazıyı biraz da konserin bilet fiyatından bahsederek bitireyim. Biz oturmalı tribün kategorisinden kişi başı 230 Euro ödedik. Tribünden Shakira’yı sahnede gerçekten nokta gibi görüyorduk. 😄 Ama dev ekranlar o kadar büyüktü ve görüntü o kadar netti ki konseri rahatlıkla takip edebildik. Türkiye’de Tarkan konserinde ön sıra ayakta bilet için 9 bin küsur TL verdiğimizi düşünürsek, Shakira için ödediğimiz 230 Euro’nun karşılığını aldığımızı düşünüyorum. Hem konser alanının organizasyonu hem de sahne şovu, ışıklar ve Shakira’nın performansı düşünüldüğünde bizim için kesinlikle unutulmaz bir deneyim oldu.
Kısacası Madrid seyahatimizin en güzel anlarından biri Shakira konseriydi. İyi ki gitmişiz. 🥹❤️
Hem Madrid’i görmek hem de dünya starı Shakira’yı canlı izlemek isteyen herkesin bir gün bu deneyimi yaşaması dileğiyle. Bir sonraki yazın inanın nereyle ilgili olacak bilmiyorum. Hem Yunanistan hem İspanya derken inanılmaz bir para harcadık, birkaç ay hiç tatil yapmadan çalışmamız ve borçlarımızı ödememiz gerekiyor.
Sevgiler.
Yorum bırakın